<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?> <rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" ><channel><title>Yeni Ödevleriniz</title> <atom:link href="http://www.yeniodev.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>http://www.yeniodev.com</link> <description>performans ödevleri tezler ödevler travian ödevler ingilizce ödevler ders yardımcıları ödevler ödevler eğitim kaynaklar ödevler ödevler sitesi</description> <lastBuildDate>Mon, 30 Apr 2012 11:51:37 +0000</lastBuildDate> <language>en</language> <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod> <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency> <generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator> <xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" /> <item><title>peygamberimizin soy ağacı performans ödevi</title><link>http://www.yeniodev.com/peygamberimizin-soy-agaci-performans-odevi.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/peygamberimizin-soy-agaci-performans-odevi.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 30 Apr 2012 11:51:37 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Egitim Öğretim]]></category> <category><![CDATA[Ödev kapakları]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63269</guid> <description><![CDATA[&#160; &#160; Babası Abdullah , Annesi Amine Hatundur. &#160; ZEVCELERİ; Hatice ,Aişe ,Hafsa, Zeynep binti Caşh , Ümmü Seleme , Safiyye , Ümmü Habibe, Meymune , Sevde ve Cüveyriye (r a) &#160; CARİYELERİ;  Mariye , oğlu İbrahim in annesi , Reyhane , Zeyneb Binti Caşhın bağışladığı bir cariye , bir savaştan Ona düşen güzel bir cariye. &#160; ÇOCUKLARI;  Kasım , Zeynep , Rukiye, Ümmü Gülsüm , Fatıma , Abdullah ve [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<blockquote><div></div><p><img src="http://img156.imageshack.us/img156/7641/peygambersavnesli5yl6nzqk4.jpg" alt="peygambersavnesli5yl6nzqk4 peygamberimizin soy ağacı performans ödevi"  title="peygamberimizin soy ağacı performans ödevi ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>Babası Abdullah , Annesi Amine Hatundur.</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>ZEVCELERİ;</strong></p><p align="center"><strong>Hatice ,Aişe ,Hafsa, Zeynep binti Caşh , Ümmü Seleme , Safiyye , Ümmü Habibe, Meymune , Sevde ve Cüveyriye (r a)</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>CARİYELERİ;</strong></p><p align="center"><strong> Mariye , oğlu İbrahim in annesi , Reyhane , Zeyneb Binti Caşhın bağışladığı bir cariye , bir savaştan Ona düşen güzel bir cariye.</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>ÇOCUKLARI;</strong></p><p align="center"><strong> Kasım , Zeynep , Rukiye, Ümmü Gülsüm , Fatıma , Abdullah ve İbrahim , ( İbrahim hariç hepsi Hz Hatice r a nındır.</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>AMCALARI;</strong></p><p align="center"><strong>Hz Hamza , Abbas , Ebu Talib , (adı Abdü menaftır) Ebu Leheb (adı Abdüluzza dır) Zubeyr, Abdulkabe , Muvakım , Dırar , Kusem , Muğıre , (lakabı : Haceldir ) Gaydak (adı Musabdır _ Nevfel olduğuda söylenmiştir) Avvam . { bunlardan yanalız Hamza ve Hz Abbas( r a ) Müslüman olmuştur.}[Amcalarının en yaşlısı Haris , en küçüğü Hz Abbas (r a) dır]</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>HALALARI ;</strong></p><p align="center"><strong> Safiyye, (Zübeyr Bin Avvam’ın annesidir) Atike , Berra , Erva , Ümeyme , Ümmü Hakim el Beyza {bunlardan Safiyye ve Erva Müslüman olmuştur.}</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>TEYZELERİ ;</strong></p><p align="center"><strong> Erva, Berre , Ümeyye , Ümmü Hakim ,</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>ANNEANNESİ;</strong></p><p align="center"><strong>Abdul Uzza kızı Berre , Berrenin annesi Esed kızı Ümmü Habib onun annesi de Avf kızı Berre dir. Böylece soy ağacı uzar gider.</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p align="center"><strong>BABAANNESİ;</strong></p><p align="center"><strong> Amr kızı Fatma dır . Amr babası Aid , Aidin babası İmran , onun ki de Mahzundur.</strong></p><p align="center"><strong> Böylece soy ağacı gider.</strong><strong></strong></p><p>&nbsp;</p><p>Bütün kaynakların ittifakla belirttikleri, Kâinatın Efendisinin yirminci dedesine kadar uzanan neseb silsilesi de şöyledir:<br /> “Muhammed (a.s.m.), Abdullah, Abdülmuttalib (asıl ismi Şeybe), Hâşim, Abd-i Menâf (Muğîre), Kusay, Kilab, Mürre, Kâb, Lüeyy, Galib, Fihr (Kureyş), Mâlik, Nadr, Kinâne, Huzeyme, Müdrike (Amir), İlyas, Mudar, Nizar, Maad, Adnan.” 1<br /> Annesinin nesebi de şöyledir: Vehb, Abdümenâf, Zühre, Kilâb, Mürre… Görüldüğü üzere her iki tarafın nesebi Kilâb’da birleşmektedir.</p><p>&nbsp;</p><div> İşte, Fahr-i Kâinat Efendimizin büyük dedeleri bu zâtlardı. Herbirinin zürriyeti çoğalmış ve herbiri pekçok cemaatların reisi ve birçok kabile ve aşîretlerin dedesi ve babası olmuşlardır.<br /> Ancak, ne vakit birinin iki oğlu olsa veya bir kabile iki kola ayrılsa, sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)in soyu en şerefli ve en hayırlı olan tarafta bulunur ve her asırda onun büyük dedesi kim ise, yüzünde parlayan müstesnâ nûrdan bilinirdi.</div><p>Yirminci Dededen Sonraki Neseb Çizgisi<br /> Neseb âlimlerince, Peygamber Efendimizin yirminci dedesi olan Adnan’ın Hz. İbrâhim’in neslinden olduğu ittifakla kabul edilmektedir. Adnan ile İbrâhim (a.s.) arasında uzun bir zaman mesafesi vardır. Bir kısım neseb âlimleri arada kırk batın (göbek) bulunduğunu belirtirler. Buna göre aradaki zaman biriminin ne kadar uzun olduğunu az çok tasavvur etmek mümkündür.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><div> Bu sebeple, Resûl-i Ekrem Efendimizin yirminci dedesi Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesi, basamak basamak tesbit edilememiştir. Bazı neseb âlimleri Peygamber Efendimizin nesebini yedi, bazısı da dokuz göbekte Hz. İsmâil’e bağlarlar. Bu, haliyle arada birçok basamakların atlandığını ortaya koyar.</div><p>Adnan’dan Hz. İbrâhim’e Kadar Olan Nesep Çizgisi<br /> Bazı âlimler, Peygamber Efendimizin, Adnan’dan Hz. İbrâhim’e kadar olan ikinci kademe neseb silsilesini şöyle sıralarlar:<br /> Adnan, Udd (veya Udad), Mukavvim, Nahur (veya Sârih), Teyrah, Ya’rub, Yeşcub, Nabit, İsmâil (a.s.), İbrâhim (a.s.)<br /> Ayrıca, İbn-i İshâk, bundan sonra da, Resûl-i Ekrem Efendimizin neseb silsilesini tâ Âdem’e (a.s.) kadar götürür. Ancak belirtelim ki, diğer kaynaklar bu silsile üzerinde ittifak etmiş değillerdir.</p><p>1. Sîre, 1/1-3; Tabakât, 1/55-56; Ensâbü’l-Eşraf, 1012 vd; Taberî, 2/172-180<br /> Kainat’ ın Efendisi (ASM), Salih Suruç</p><p><strong>Peygamberimiz’in (s.a.v.) meşhur olan dedeleri hangileridir?</strong></p><p>Şüphesiz, Kâinâtın Efendisinin nurunu alnında bir İlâhi emânet olarak taşıyan atalarının tamamı hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Atalarından en çok bilgi sahibi olduklarımız ise, zaman bakımından en yakın olanlarıdır. Burada onların hayat ve şahsiyetlerine kısa bir göz atmak yerinde olacaktır.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><strong>Kusay</strong></p><div> Peygamber Efendimizin, asıl ismi Zeyd olan dördüncü kuşaktaki dedesi Kusay, mühim bir şahsiyetti. Kendisinin sadece Zühre adında bir erkek kardeşi vardı.<br /> Hz. Âdem’den beri devam edip gelen nur-u Ahmedî’yi alnında taşıma şerefi, bu iki kardeşten Kusay’a ihsan edilmişti. Büyük oğul olduğu için, âilenin reisliği vazifesi de kendisine verilmişti. Küçüklüğünden beri kabiliyetiyle dikkatleri üzerinde toplayan Kusay, büyüyünce Mekke’nin ileri gelen şahsiyetlerinden biri oldu. Teşkilâtçılığı, idareciliği, adaletli kararları ile kısa zamanda Mekke halkı arasında büyük bir itimad kazandı. Bu sebeple Mekke’nin idaresi ona verildi. Mekke’yi ilk defa mahallelere o böldü; her kabileyi, kendilerine ayırdığı mahallelere o yerleştirdi. Mekke’nin en mühim işleri onun evinde görüşülüp karara bağlanırdı. Kâbe’nin perdedarlığı, hacıların su ihtiyacının karşılanması, onların ağırlanması, savaşa giderken bayrak dikme ve Mekke meclisini idare etme gibi mühim işler, ona emânet edilmişti. Kâbe’nin karşısında ve kapısı Kâbe’ye bakan ilk ev onun için inşâ edilmişti. Bu ev, Mekke’nin bir nevi hükümet binası veya içinde Mekke Şehir Devletinin her türlü iş ve meselelerinin görüşüldüğü bir parlamento idi. Kusay’ın bu konağı tarihte “Dârü’n-Nedve” ismiyle şöhret bulmuş ve Hicretten yarım asır sonrasına kadar da muhafaza edilmiştir.</div><p>Kusay, Mekke’de istisnasız herkes tarafından sevilir, sayılırdı. Alnında taşıdığı Fahr-i Kâinat Efendimize ait nuru, onu bütün Mekke halkının sevgilisi ve can dostu haline getirmişti.<br /> Yaşlanınca, âdetleri üzere âile reisliği vazifesini en büyük oğlu Abdüddâr’a teslim etti ve “Sevgili oğlum! Seni bu kavme reis tâyin ediyorum” dedi.<br /> Ne var ki, Abdüddâr, bu büyük vazifeyi yürütecek kabiliyete sahip değildi. Hayatı boyunca da babasının yerini dolduramadı. Çünkü, Fahr-i Kâinat Efendimizin kudsî nuru onun değil, küçük kardeşi Abd-i Menâf’ın alnında parlıyordu. Onun da dört oğlu vardı: Hâşim, Abdüşşems, Muttalip ve Nevfel.</p><p><strong>Hâşim</strong><br /> Hâşim, Resûl-i Ekrem Efendimizin ikinci kuşaktan dedesidir.<br /> Mekke’nin ileri gelen eşrafından olan Hâşim, ticâretle uğraşırdı.<br /> Peygamberimiz (s.a.v.)in doğum vakti yaklaştığı için nur-u Muhammedî onun alnında daha haşmetli bir surette parlıyordu. Ayrıca birçok üstün faziletleri de üzerinde taşırdı.</p><p>&nbsp;<br /> Son derece cömertti. Bir kıtlık yılında Mekke’de ekmek bulunmaz olmuştu. O, Şam’dan getirdiği has buğday unundan bembeyaz ekmekler yaptırmış, bir çok develer ve koyunlar kestirmiş, ekmek, et ve etsuyu (tirit) ile bütün Mekke halkına büyük bir ziyafet çekmişti.<br /> Hâşim, üstün seciyeli, kabiliyetli, dirayetli, cömert, faziletli ve herkes tarafından sevilen, sayılan yüksek bir şahsiyetin sahibi olduğu için ismi, ailesine ve soyuna ad olmuştur. Bu sebeple Fahr-i Kâinat Efendimizin de arasında bulundukları bu yüce soya, kendilerinden sonra “Haşimîler” denilmiştir.</p><p>&nbsp;</p><div> Hâşim’in dört erkek çocuğu olmuştu: Şeybe (Abdülmuttalib), Esed, Ebû Sayfî ve Nadle. 1<br /> Hâşim’in nesli erkek çocuklarından Şeybe ile Esed’den devam etmiştir. Şeybe, Resûl-i Ekrem Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir. Esed ise Hz. Ali’nin annesi Fâtıma’nın dayısıdır.<br /> Ne var ki, Esed sulbünden dünyaya gelen Huneyn de zürriyet bırakmayınca, bütün Haşimîler sadece Abdülmuttaliboğulları kolundan gelerek çoğalmış ve yeryüzüne dağılmışlardır. 2</div><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><strong>Şeybe (Abdülmuttalib)</strong><br /> Peygamber Efendimizin birinci kuşaktaki dedesidir. Doğuştan ak saçlı olduğundan kendisine “Şeybe” ismini vermişlerdi. Abdülmuttalib onun lâkabıdır. O daha çok bu lâkabla şöhret bulmuş ve anılmıştır.<br /> Bu lâkabı alışının hikâyesi şöyle anlatılır:<br /> Şeybe küçüklüğünde Medine’de dayılarının yanında kalıyordu. Bir gün mahalle arkadaşları diğer çocuklarla Medine’de bir meydanda ok atışı yapıyorlardı. Bütün çocuklar arasında, alnında parlayan Kâinatın Efendisine ait nur sebebiyle rahatlıkla farkediliyordu. Çocukların bu yarışmasını seyretmek için büyüklerden bir kalabalık da orada toplanmış bulunuyordu.<br /> Ok atma sırası Şeybe’ye gelmişti. Okunu yayına yerleştirdi. Kendinden emin bir tavırla yayını gerdi. Bir an nefesini kesip yayını salıverdi. Yaydan fırlayan ok, hedefe tam isabet etmişti. Herkes hayranlık dolu bakışlarla kendisine bakarken, o ise bu başarıdan duyduğu sevinç ve heyecanı şu sözlerle dile getiriyordu:</p><p>&nbsp;</p><div> “Ben, Hâşim’in oğluyum. Ben, (Bethâ) Beyinin oğluyum. Okum elbette hedefini bulur.”<br /> Seyre gelen büyükler Şeybe’nin bu övücü sözlerini duydular. Haris bin Abd-i Menâfoğullarından biri yanına yaklaştı ve sorup sual ederek onun Hâşim’in oğlu olduğunu öğrendi. Mekke’ye dönüşünde bu adam, durumu amcası Muttalib’e anlattı ve böylesine kabiliyetli ve zeki bir çocuğun yabancı ilde bırakılmasının doğru olmayacağını belirtti.<br /> Muttalib bu haber üzerine derhal Medine’ye vardı. Şeybe’yi alarak Mekke’ye getirdi. Muttalib terkisinde yeğeni Şeybe ile Mekke sokaklarına girerken sordular:</div><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><div>“Bu çocuk kim?”<br /> Göz değmesinden korkan Muttalib’in ağzından, “Kölemdir” sözü çıktı.<br /> Evine gelince karısı Hâtice de kendisine aynı soruyu yöneltti. Yine cevabı “Kölemdir” oldu.<br /> Ertesi günü amcasının kendisine aldığı güzel elbiselerle Mekke sokaklarında dolaşmaya başlayınca, herkes onun kim olduğunu merak etmeye ve sormaya başladı. Bilenler, “Abdülmuttalib” (Muttalib’in kölesi)” diye cevap veriyorlardı. Her ne kadar kim olduğu sonradan ortaya çıktıysa da, ismi, o günden sonra “Abdü’l-Muttalib” (Muttalib’in kölesi) olarak kaldı. 3</div><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Tabakat, 1/75-80<br /> 2. A.g.e., 1/79-80<br /> 3. A.g.e., 1/82-83</p></blockquote> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/peygamberimizin-soy-agaci-performans-odevi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları</title><link>http://www.yeniodev.com/23-nisan-odev-kapaklari-23-nisan-ile-ilgili-odev-kapaklari.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/23-nisan-odev-kapaklari-23-nisan-ile-ilgili-odev-kapaklari.html#comments</comments> <pubDate>Wed, 18 Apr 2012 13:26:35 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[Ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[23 nisan ile ilgili ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[23 nisan ödev kapaklar]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63254</guid> <description><![CDATA[&#160; &#160; 23 nisanla ilgili ödev kapakları cumhuriyet bayramı ödev kapakları23 nisan ödev kapaklari 23 nisan ile ilgili kapaklar 23 nisan ile ilgili ödev kapakları]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><img src="https://lh4.googleusercontent.com/-BknV8etewVg/T47AOQlW7LI/AAAAAAAAB4A/vMqe4OVLKhc/s800/23-Nisan--165-2.jpg" alt="23 Nisan  165 2 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /><img src="https://lh5.googleusercontent.com/-4P0HDQ2RGJc/T47ANvnsp0I/AAAAAAAAB30/3YJ71LygY0Q/s400/23-Nisan-Resimleri--1110-0.jpg" alt="23 Nisan Resimleri  1110 0 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p><img src="https://lh4.googleusercontent.com/-FF0H0z8qPmQ/T47ANl1A5lI/AAAAAAAAB34/Jtn4JJFTQfs/s500/23-Nisan-Resimleri--1110-1.jpg" alt="23 Nisan Resimleri  1110 1 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p><img src="https://lh4.googleusercontent.com/-KoMT0qtDdSE/T47AO2cvCMI/AAAAAAAAB4M/hLauVJ86yjw/s597/23-nisan-ingilizce-siir.jpg" alt="23 nisan ingilizce siir 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p><img src="https://lh6.googleusercontent.com/-IIhQfDGhktQ/T47AO-M1Y8I/AAAAAAAAB4I/_ljtqDll5bI/s698/23nisan1.jpg" alt="23nisan1 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p><img src="https://lh6.googleusercontent.com/-kihfLJKzbtg/T47AP7MYdAI/AAAAAAAAB4U/GveSPJeVHwk/s550/23nisan1ks.gif" alt="23nisan1ks 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p><img src="https://lh3.googleusercontent.com/-V045tNysrA0/T47APx9y_yI/AAAAAAAAB4g/ufY1VB8M44o/s698/23nisan2.jpg" alt="23nisan2 23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları"  title="23 nisan ödev kapakları 23 nisan ile ilgili ödev kapakları ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>23 nisanla ilgili ödev kapakları cumhuriyet bayramı ödev kapakları23 nisan ödev kapaklari 23 nisan ile ilgili kapaklar 23 nisan ile ilgili ödev kapakları</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/23-nisan-odev-kapaklari-23-nisan-ile-ilgili-odev-kapaklari.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?</title><link>http://www.yeniodev.com/birlesmis-milletler-evrensel-tuketici-haklari-nelerdir.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/birlesmis-milletler-evrensel-tuketici-haklari-nelerdir.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 20 Feb 2012 21:02:15 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Egitim Öğretim]]></category> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş devletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi hakkında kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon kısa]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyonlar]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi kompozisyonu]]></category> <category><![CDATA[birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi konulu kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[traktörün önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63243</guid> <description><![CDATA[Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir? Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur Bunlar aşğıdaki gibidir: 1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir 2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<h2>Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?</h2><div><div id="post_message_594066"><blockquote><p>Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir</p><p>Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /><br /> Bunlar aşğıdaki gibidir:</p><p>1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /> Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>3) Bilgi Edinme Hakkı: Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan korunmasıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>4) Eğitilme Hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için eğitim kurumlarında eğitilmesidir<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>5) Zararların Giderilmesi Hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>6) Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve</p><p>Doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bırakılmasıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>7) Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p> <img src="http://www.yeniodev.com/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif?4c9b33" alt="icon cool Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " class='wp-smiley' title="Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?   ödevleri resimleri dersleri anlatımları ders notları" /> Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri anlamındadır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /> Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını sağlamalıdır<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p><p>9) Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir<img title="Nokta" src="http://www.forumacil.com/images/smilies/nokta.gif" alt="nokta Birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları nelerdir?  " border="0" /></p></blockquote></div></div><p>birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi kompozisyon,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon kısa,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi kompozisyonu,tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi hakkında kompozisyon,birleşmiş devletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyon,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi ile ilgili kompozisyonlar,birleşmiş milletler evrensel tüketici hakları bildirgesi konulu kompozisyon</p><div><span style="color: #555555; font-family: Verdana, 'BitStream vera Sans', Tahoma, Helvetica, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 17px; background-color: #ffffff;"><br /> </span></div> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/birlesmis-milletler-evrensel-tuketici-haklari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>Traktörun icadından önceki durumu</title><link>http://www.yeniodev.com/traktorun-icadindan-onceki-durumu.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/traktorun-icadindan-onceki-durumu.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 20 Feb 2012 15:32:21 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[Kültür ve Sanat]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[traktör icadından önce]]></category> <category><![CDATA[traktör icadından önceki durum]]></category> <category><![CDATA[traktör icadından önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[traktör icadının önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[traktör önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[traktörün icadından önce]]></category> <category><![CDATA[traktörün icadından önceki]]></category> <category><![CDATA[traktorun ıcadından onceki durum]]></category> <category><![CDATA[traktörun icadından önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[traktörün önceki durumu]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci yazı kompozisyon]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63239</guid> <description><![CDATA[KAYBOLAN KÜLTÜRÜMÜZ  ( TARIM VE HAYVANCILIK ) Sitemizin bu bölümünde, henüz Traktör ve motorlu ziraat araçları yokken, insanımızın o dönemler yaşamış olduğu tarım ve hayvancılık kültürün den, bu gün birçoğu kaybolmuş unutulmuş olan, araç gereç ve malzemelerin neler olduğunu, sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Aşağıda sıralamış olduğum, malzeme, araç ve gereçlerden, bilmediğim veya yanlış bildiği hususları da, belirtmek suretiyle, bildiklerinizi lütfen bizimle paylaşınız. ANADUT Tarlada biçilen ekinleri, harman yerine götürmek için, götürecek arabaya yüklemeye [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p>KAYBOLAN KÜLTÜRÜMÜZ  ( TARIM VE HAYVANCILIK )</p><p>Sitemizin bu bölümünde, henüz Traktör ve motorlu ziraat araçları yokken, insanımızın o dönemler yaşamış olduğu tarım ve hayvancılık kültürün den, bu gün birçoğu kaybolmuş unutulmuş olan, araç gereç ve malzemelerin neler olduğunu, sizlerle paylaşmaya çalışacağım.<br /> Aşağıda sıralamış olduğum, malzeme, araç ve gereçlerden, bilmediğim veya yanlış bildiği hususları da, belirtmek suretiyle, bildiklerinizi lütfen bizimle paylaşınız.</p><p>ANADUT<br /> Tarlada biçilen ekinleri, harman yerine götürmek için, götürecek arabaya yüklemeye yarayan 2 si altta 1’i üstte olmak üzere üç çatal ağaçtan yapılmış tarım aracıdır.<br /> ATKI YABASI<br /> Harmandan kalktıktan sonra, Samanın harman yerinden taşınmasında, ve samanlığa atılmasında kullanılan yaba çeşididir.<br /> BEL<br /> Sert olan toprakların kazılmasında kullanılan, tepki denen tahtadan yapılmış üzerine ayakla basılarak toprağın kazılmasını sağlayan alettir<br /> BIÇKI<br /> Sapı içerisinde katlanabilen, testere ağızlı olan, açıldığı zaman mutfak bıçağı boyutuna ulaşan ucu sivri eğilimli bir bıçak türüdür.<br /> BOSTAN<br /> Kavun, karpuz, kabak salatalık ve sebze türü ürünlerin ekili bulunduğu araziye denir.<br /> BOYUNDURUK<br /> Oküz arabalarında, zilve denen demir ve iple öküzlerin boynuna yerleştirilip bağlanan ve arabanın çekilmesini sağlayan kalın tahta parçasıdır.<br /> BURUNSALIK<br /> Özellikle büyükbaş hayvanların burun kısmından ve baş kısmından geçirilerek bir yere bağlanmasında ve taşınmasında kullanılan genelde el örmeli bir ip türüdür.<br /> BUZAĞI<br /> İneğin yeni doğmuş yavrusuna denir.<br /> BÜVELEK<br /> Baharın gelmesiyle birlikte üreyen ve yaz aylarının gelmesiyle de yoğun olarak çoğalan özelliklede yabanda çalışan büyükbaş hayvanların kanını emerek beslenen iri yapılı bir sinek türüdür.<br /> CAMIZ<br /> Manda denen büyükbaş hayvana yöremizde verilen addır.<br /> CAMIZAĞNAĞI<br /> Göbekli mevkiinde bulunan, yağış sularından ve arazinin akarsularından beslenerek oluşan sıcak havalarla içerisinde camızların yatıp serinlediği su gölettir.<br /> CEÇ<br /> Buğdayın samandan ayrılarak, taşınmaya hazır bir yığın haline getirilmiş şeklidir.<br /> CEKKEL<br /> Öküzlerle çift sürerken sürüm esnasında pulluk bıçağına yapışan çamurlu ve nemli toprağı kazmaya yarayan ve üvendire uçuna monteli metal parçasıdır.<br /> CILGA<br /> Tırpan ile biçilen ürün, biçilirken tırpanın kesmiş olduğu ürünün sol tarafa bir çizgi halinde yığılmasıdır.<br /> ÇAPA<br /> Tarladaki ekili mahsulün dışında biten, yabani otların kazılmasında kullanılan metalden yapılmış alettir.<br /> ÇARIH<br /> Eskiden ayakkabıların az olduğu dönemlerde, özellikle tarlada çalışılırken giyilen, bağcıkları da dahil deriden yapılmış tek parça olan el yapımı ayakkabı türüdür.<br /> ÇAYANCI<br /> Toka,Boncuk, kız çocuğu takıları, naylon ayakkabı,gibi genelde naylon türünden, mutfak eşyalarını satan kimseye denir.<br /> ÇERÇİ<br /> Genellikle at arabası, elma, üzüm, armut, lokum, bisküvi, kırık leblebi gibi gıda maddelerini, para yumurta, yün, eskimiş naylon ayakkabısı, buğday karşılığında satan seyyar satıcıdır.<br /> ÇÖL (SAZ)<br /> Bahar mevsiminde yeşeren otların, üç mahalleye pay edilip biçildiği, mahalle sığırlarının bir çoban nezaretinde otlatıldığı köyün ortak arazisidir.<br /> DESTE<br /> Hasat zamanı tarlada biçilen ekinleri, tarlanın muhtelif yerlerinde ekin yığını oluşturmak için, bir kişinin elide bir taşıma orağı yardımı ile, taşıyabileceği kadar kolları ile kavramış olduğu ekin miktarına deste denir. Bu işi yapana da desteci denir.<br /> DİRGEN<br /> Metalden yapılmış harmanda ve evlerde kullanılan ot ve benzeri şeylere tutmaya yarayan 3 veya 4 uzun metal çubuklu tarım aletidir.<br /> DÖNÜM<br /> 1000 metrekare alan 1 dönüm denir.<br /> DÜVE<br /> Büyükbaş hayvanlardan, dişi olan cinsinden, buzağılık döneminden kurtulup yeni olgunluğa eriştiği hayvanın halidir.<br /> DÜVEN<br /> Harman yerine taşınan ekinleri, kıyarak saman haline getiren, altlarında kesici ağızlı, çakmak taşı monte edilmiş At ve Öküzlerce çekilen tarım aracıdır.<br /> EL YABASI<br /> Harmanda düven sürüldükten sonra Tınaz haline getirmekte ve tınaz atmada kullanılan yapa türüdür.<br /> ENİK<br /> Köpeğin doğumdan sonra bir müddet büyünce ye kadar yavrusuna verilen addır.<br /> EVLEK<br /> Ekilecek tohumların tarlalarının hazırlanmasında. Tarlaların sürümü esnasında sürülecek alanın parsellenmesidir.<br /> FALAKA<br /> Atların araba veya pullukları çekebilmeleri için, bir ucu boyunlarındaki hamutlarına bağlı olan, yan kayışların diğer ucu ise bağlandığı tahtadan yapılan düzeneğe falaka denir<br /> GADAH<br /> Çivinin kalınca bir boy büyüğüne denir.<br /> GAMÇI<br /> Anların yürümesini, hızlanmasını sağlayan bir ağaç sap ucunu 1-1.5 m. uzunluğunda kalınca ip şeklinde kesilmiş deri parçası ile birlikte tümüne verilen addır.<br /> GANI URGANI<br /> Ekinlerin biçiminden sonra tarladan harman yerine nakli için arabalara yüklenen ekinlerin sıkıştırarak bağlandıktan sonra dökülmemesini sağlayan kalınca ip türüdür.<br /> GARIH<br /> Bağrına ekilecek sebzenin veya fidenin ekimi içi toprağın ince ve uzunca yığılarak toplanmasıdır.<br /> GAYLIH<br /> Özellikle yabana yatılı çalışmaya giden çiftçilerin geceleri yatmak için yanlarında götürdükleri yatağın hafif ve taşınabilir halidir.<br /> GERİ<br /> Harman yerinden, araba içerisinde, içerisine buğday veya saman konularak taşımaya yarayan genelde kıl iplerinden örülmüş taşıma malzemesidir.<br /> GISRAH<br /> Dişi ata verilen ad.<br /> GÖBEKLİ<br /> Parabaşlı Mahallesinde, yukarı denen mevkide bulunan, sınırları Ankara asfaltına kadar uzanan, mahalleli hayvanlarını otlattığı araziye verilen ad.<br /> GÖZER<br /> Buğdaya elemeye yarayan kenarları tahta çemberden yapılmış elek kısmı deriden yapılmış iri gözenekli eleme aracıdır.<br /> GULUN<br /> Atın yavrusuna verilen addır.<br /> GUŞLUK<br /> Sabah ezanına yakın tan yeri ağarmaya yakın hali,<br /> GÜRE<br /> Arabaya henüz koşulma aşamasına gelmemiş, yeni yetişip gelen genç ata verilen ad.<br /> HAMUT<br /> Atların arabaları veya pullukları çekmeleri için başlarından boyunlarına geçirilen ve falakaya bağlı olan yan kayışların bağlandığı içerisi ot olan keçeden deriden yapılan malzemedir.<br /> HARMAN<br /> Tarladan biçilen ekinlerin saman ve buğday haline getirilebilmesi için çayırlı bir arazi üzerinde toplandıktan sonra yere serilerek atlarla veya öküzlerle düvenle sürülmesi işlemidir.<br /> HARMAN SÜPÜRGESİ<br /> Harmanların buğday ve saman halini almasından sonra savrulmak üzere tınaz haline getirilirken geniş alana yayılan buğday ve samanı bir araya getirmeye yarayan süpürge çeşididir.<br /> HARMANA GÖÇ<br /> Yaz ayında biçilen mahsullerden hububat ürünlerinin alınması için 2-3 ay süreliğine, tol denen evlerde geçici ikamete denir.<br /> HELKE<br /> Ağız kısmı ile taban kısmının genişliği aynı olan üstten kulplu bakırdan yapılmış malzeme ve su taşıyıcısı olan bir gereçtir.<br /> HERGELE<br /> Baharın gelmesiyle, pek faydalanılmayan, genelde yedek olarak bulundurulan, büyük baş hayvanların, bedel mukabilinde bir çoban nezaretinde bir süreliğine emanet bırakıldığı yaylımı bol olan bir yerdir.<br /> İGEZ<br /> Genelde yeşil ve bataklık alanlarda bulunan akşamları piyasaya çıkan kanla beslenen Sivrisineğin bir benzeridir.<br /> İMBAL<br /> Öküz arabalarında öküzlerin yürümesine ve yönlendirilmesinde kullanılan üvendire ucuna çakılmış ucu sivri çividir.<br /> KALBUR<br /> Yapısı gözerle aynı olup, ince gözenekli halidir.<br /> KARASAPAN<br /> Pulluk çıkmadan önce ekilecek mahsullerin yerlerini, tarlaları sürmeye yarayan ağaçtan yapılmış toprağı sürmeye yarayan kısımda demirden bıçağı olan İlker tarım aracıdır.<br /> KAŞAĞI<br /> Özellikle kışın içeri alınan, Büyükbaş hayvanların sırtlarındaki kan emici parazitlerin temizlenmesi ve tüy değişimindeki atık kılların temizlenmesinde kullanılan alettir.<br /> KELEK<br /> Kavunun olgunlaşmamış ham haline denir.<br /> KELİ<br /> Küçük tepecik.<br /> KENE<br /> Genelde büyükbaş hayvanların sırt bölgelerinde bulunan, kan ile beslenen ve kan emici özelliği olan parazitgillerden bir yaratıktır.<br /> KERGİ<br /> Tarlaya ekilecek olan sebze türleri için ekilecek sebzenin cinslerine göre ekim alanı ayırmaya kergi denir<br /> KES<br /> Harmanda, tınasın savrulması ile buğdayın ve samanın birbirlerinden ayrımından sonra, ince samanın dışında, irice kıyılmış olarak ortaya çıkan saman irisine kes denir.<br /> KİLE<br /> Dört Şinik buğdaya kile denir, ağırlığı 32 kg.dır.<br /> KOVA<br /> Üst tarafı geniş, taban kısmı dar olan, sacdan yapılmış üstten kulplu su ve taşıma işinde kullanılan gereçtir.<br /> KÖÇEK<br /> Kış aylarında kar sularının biriktiği göllerde buz üzerinde oynanan ağaçtan yapılmış ucu demirli buz üzerinde ip dolanarak çevrilen oyuncak türüdür. Diğer bir imside topaç, fırdöndü diye de bilinir.<br /> KÖSNÜ TUZAĞI<br /> Yeraltında yaşayan ekili tarım ürünlerine özellikle bölgemizde pancar ürününe zarar veren yaratığın yakalanmasını sağlayan metalden yapılmış bir düzenektir.<br /> LODA<br /> Samanlıkta atılacak samana yer kalmadığı zaman, samanların yığın yapılarak üzerinin su geçirmez naylon ve benzeri şeylerle örtülmüş halidir.<br /> MALA HARMAN<br /> Harmanın bir-kaç saat sürümünden sonra ortaya çıkmış haline mala denir.<br /> MALAH<br /> Manda yavrusuna verilen ad.<br /> MASAT<br /> Tırpan ağzı bilmeye (keskinletmeye) yarayan yapısında iri gözenekli keskinletici özelliği olan yapma taş parçasıdır.<br /> MUCUH<br /> Yaz aylarında tarlada çalışırken ekin biçerken insanlara yakın toplu halde uçar vaziyette duran teması halinde vücudu yakan kan emici özelliği olan ivez’den küçük kanatlı haşarattır.<br /> OKKA<br /> Osmanlı İmparatorluğu döneminde kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi olup eskiden yöremizde de kullanıldığı bilinmektedir ölçünün bu günkü ağırlık karşıtı 1.280 gr.dır.<br /> ORAK<br /> Tırpan denen biçici aletin yanaşmadığı ve düz olmayan araziden ot biçmeye yarayan ağaç saplı ağzı keskin olan kesici alettir<br /> OTLUH<br /> Köyün ortak malı arazilerinden (çölden-göbekliden) biçilen otların dam üstüne, veya ahırın yakınına bir harım içerisine kayıldığı halidir.<br /> ÖNEZE<br /> Kışın avcılar ava çıktıkları zaman, göl kenarlarına veya sazlık kenarlarına yakın yere, kendilerini soğuktan korumak, aynı zamanda avlanacak ava yakın olmak için, gizleyici aldatıcı üstü kapalı yapılan barınağa verilen addır.<br /> ÖRK<br /> Genelde yaylım alanlarında , otlatılacak hayvanların bağlanmasına yarayan urgan ve sikge den oluşan bağlaman takımıdır.<br /> ÖRS<br /> Toprağa iki ayağını 5 cm. gömülen Tırpanın ağzı üzerine konularak tırpan ağzının çekiçlemesi sağlanan gereçtir.<br /> ÖZENGİ<br /> Atların eğerlerinin sağından ve solundan aşağı sarkıtılmış metalden olan binicisinin ayaklarını basarak atın üzerine çıkmasını sağlayan binek takımı parçasıdır.<br /> PALAN<br /> Eşeklerin yük taşıması ve üzerlerine binilmesi için sırtlarına vurulan keçeden, bezden ve deriden yapılmış sırtlık.<br /> PANCAR SÖKME DİRGENİ<br /> Pancar sökümünde kullanılan, metalden yapılmış, çift parmaklı alettir.<br /> PANCAR YÜKLEME DİRGENİ<br /> Pancar sökülüp temizlendikten sonra, kantara teslim için araçlara yükleme yapmaya yarayan, normal dirgenden büyük yapılı 8-10 parmaklı yükleme aracıdır.<br /> PARSAK<br /> Kene cinsinden olan genelde küçükbaş (Koyun-Keçi türü) hayvanlarda bulunan zayıf yapılı bazı cinsleri öldürücü olan kan emici bir zararlıdır.<br /> PATOZ<br /> Tarladan biçilen ekinleri saman haline getiren, traktör destekli çalışan tarım aracıdır.<br /> PUHA<br /> Genelde eşek ile yabana çalışmaya gidildiği zaman çalışırken yaylım alanına bırakılan eşeğin kaçmaması için iki ön ayağına vurulan ortası zincirli kilit sistemi ile açılıp kapanan mekanik bir düzenektir.<br /> PULLUH<br /> Kara sapandan sonra tamamen metal olan at ve öküzlerle tarla sürmede kullanılan tarım aracıdır.<br /> SADAR<br /> At ve Öküz arabalarının dört köşesinde, tekerlerin üzerinden hizalı ,arabada yasdık denen ana tahtalara seyyar olarak, sadar demiri ile monte edilen 2-3 m uzunluğunda havaya bak uç kısmı çatallı olan 4 adet ağaçtan yapılı gereçtir.<br /> SADAR DEMİRİ<br /> Sadarların araba gövdesine sabit bir şekilde durmasını sağlayan uçları vidalı kelepçe benzeri mekanik bir alettir<br /> SAMAN<br /> Harman sürüldükten sonra, tınasın rüzgarda savrulması ile ortaya çıkan ve hayvanların beslenmelerinde kullanılan yiyecek türüdür,<br /> SAMAN YABASI<br /> Samanlığa saman atmaya yarayan 8-10 uzun parmaklı ağaçtan yapı tarım aletidir.<br /> SAMANLIH<br /> Samanların depolandığı yerdir.<br /> SAP<br /> Ekinin tarladan biçilmiş halidir.<br /> SEREN AĞACI<br /> Öküz veya at arabasına takılacak gerinin ilmeklerinden geçirilerek karşılıklı iki sadar çatalları arasına yerleştirilen yaklaşık 4 m. Uzunluğundaki 2 adet ağaçtır.<br /> SIPA (KIRI)<br /> Eşeğin yavrusuna verilen ad.<br /> SIRIM<br /> Deri dikim ve montaj işlerinde iplik yerine kullanılan deri kenarından kesilmiş ince şerittir.<br /> SİKGE<br /> Genelde Büyükbaş hayvanların otlanacakları alanda 5-6 m. Uzunluğundaki bir iple bir ucu hayvana diğer kısmı ise uçu halkalı diğer kısmı sivri olan toprağa çakılan 3-40 cm uzunluğundaki demirdir.<br /> ŞALAK<br /> Bostanın turşuluk olacak büyüklüğündeki haline denir.<br /> ŞEBEŞ<br /> Atların arabaya koşulmasında, arabanın gideceği yöne atları kumanda etmek için, ağız kısmına takılan metalden ve deriden yapılmış gereçtir.<br /> ŞİNİK<br /> Ağız kısmı ile taban kısmının büyüklüğü aynı olan özellikle buğday ölçümünde kullanılan sacdan yapılmış ölçü aletidir (ölçtüğü ağırlık buğday cinsinden 8 kg dır)<br /> TAHSİLDAR<br /> Devletin alacaklarını, makbuz karşılığında seyyar olarak gelip alacaklılardan toplayan, devlet görevlisidir.<br /> TAPAN<br /> Sürülmüş tarladaki kesekleri ezmeye, tarlayı düzlemeye, ekilen tohumların üzerini kapatmaya yarayan, ( T) şeklindeki tarım aletidir<br /> TARHA<br /> 2-3 m. Sapı olan (L) şekline benzer kesici ağzı olan bir ağaç budama aletidir.<br /> TASMA<br /> Köpeklerin boynuna takılan, kayış üzerinde boyun çevresindeki uçları sivri metallerin dizili olduğu, hasmına karşı kendisini koruyan köpek boyunluğudur.<br /> TAY<br /> Erkek at<br /> TERBİYE<br /> Atlara hareket halindeyken, direksiyon görevi yapıp yön veren, gerdirilerek durdurulmalarını sağlayan kayışlardan yapılmış kayış takımıdır.<br /> TEVEK<br /> Ekilen bostan tohumlarının yeşerip, dal ve yaprak şeklini almış halidir.<br /> TIMAR<br /> Hayvanların sırlarının kaşağı denen aletle günlük bakımlarının yapılmasına verilen addır.<br /> TINAS<br /> Harman sürüldükten sonra meydana gelen saman ve buğday karışımının, çıkacak bir rüzgarda savrulması için, konu biçimde yığılmasına denir.<br /> TIRMIH<br /> Ekin biçildikten sonra, mahsulün yığın haline getirilirken ve tarladan harman yerine nakli sırasında tarlada dökülen mahsullerin toplanmasını sağlayan 20-30 tarayıcı dişleri olan ağaçtan yapılma tarım aracıdır.<br /> TIRPAN<br /> Motorlu ekin biçme aletleri yokken, tarladaki yetişmiş ürünleri biçmeye yarayan ağaç saplı (L) şeklini andıran metal biçicidir.<br /> TOHTAH<br /> Hergeleye gönderilen hayvanların, yaylım sonrası, akşam olunca bir araya toplanıp kapatıldığı, duvarla çevrilmiş üstü açık barınağına verilen ad.<br /> TOL<br /> Yazın başlamasına doğru, harman işlerinin zaman kaybı olmadan yapılabilmesi için yer yüzeyine yarı çukur kazılarak yarı çem malzemesi ile duvar örülerek yapılmış eğrelti yapıdır.<br /> TOSUN<br /> Büyükbaş hayvanın erkek olan cinsine verilen addır.<br /> TOZLUH<br /> Ekin biçen kişinin, sol ayağına, topuk ile dizkapağı arasına, seyyar olarak taktiği ve üzerine töngenin yerleştirildiği biçim esnasında tırpanın bacağı kesmesini engelleyen, koruyucu bez parçasıdır.<br /> TÖNGE<br /> Tırpanla ekin biçilirken, biçilen ekinin, tırpanın ağzından cılga yerine deste olarak birikmesini sağlayan ve ayağın bilek kısmından itibaren tozluk üzerine yerleştirilen (H) harfini andıran bağlanmış ot destesidir.<br /> TRENLİ PULLUH<br /> At veya öküzlerle çekilen 3 adet tekerleği, 2 adet toprağı kazan bıçağı olan demirden yapılmış tarım aracıdır.<br /> URGAN HALKASI<br /> Biçilmiş ekin yığınlarını arabalara yükleyip, harman yerine götürürken, dökülmemesi için içerisinden urgan geçirilerek sıkıştırılmasını kolaylaştıran halka biçimde yapılmış ağaçtan yapılı gereçtir<br /> ÜTME<br /> Ekinlerin başak çıkardıktan sonra, olgunlaşmasına yakın dönemde, kesilen bir deste saplı başağın ottan yakılan ateş üzerinde ütülerek pişirilmesine ütme denir.<br /> YIĞIN<br /> Biçilen ekinlerin, harman yerine taşınması için, tarlanın muhtelif yerlerinde biriktirilmesine yığın denir<br /> ZİLVE<br /> Öküzlerin arabalara koşumunda boyunlarına vurulan boyunduruğun düşmemesini sağlayan eğimli metalden yapılmış ucu ip geçirmek için delik olan malzemedir</p><p>alıntı</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/traktorun-icadindan-onceki-durumu.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>5</slash:comments> </item> <item><title>Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazı kompozisyon,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazılar</title><link>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazi-kompozisyonvefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazilar.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazi-kompozisyonvefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazilar.html#comments</comments> <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 16:52:56 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[Tarihi Bilgiler]]></category> <category><![CDATA[disiplin ile ilgili sözler]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili hikayeler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili sloganlar]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazı kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazılar]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci şiirler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci yazı kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilincila ilgili şiir]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilincila ilgili yazı]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63234</guid> <description><![CDATA[Vefa nedir &#160; Tanımı/Anlamı Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı Örnek: Biz, mağlup olduğumuz için sizden cesur görünüyoruz ve vefamız daha sağlamlaşıyor. A. Gündüz Abu elVefa, Horasanlı matematikçi ve astronom. Geometrik kurgulara ilişkin özgün yapıtları vardır. Ayrıca Diophant&#8217;in yapıtlarını da çevirmiştir. 1. Sözünde duran, dostluğu sürdüren. 2. Yetişme, yetme. 3. Ödeme. Diğer Dillerdeki Karşılıkları en: adherence. constancy. fidelity. trueness. truth. en: fidelity. loyalty. faithfulness. en: loyalty. faithfulness. being true to one&#8217;s word. [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<h1> Vefa nedir</h1><hr /><p>&nbsp;</p><div><div><strong>Tanımı/Anlamı</strong></div><ol><ol><li>Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı<br /> Örnek: Biz, mağlup olduğumuz için sizden cesur görünüyoruz ve vefamız daha sağlamlaşıyor. A. Gündüz</li></ol></ol><ol><ol><li>Abu elVefa, Horasanlı matematikçi ve astronom. Geometrik kurgulara ilişkin özgün yapıtları vardır. Ayrıca Diophant&#8217;in yapıtlarını da çevirmiştir.</li></ol></ol><ol><ol><li>1. Sözünde duran, dostluğu sürdüren. 2. Yetişme, yetme. 3. Ödeme.</li></ol></ol><div><strong>Diğer Dillerdeki Karşılıkları</strong></div><ol><ol><li>en: adherence. constancy. fidelity. trueness. truth.</li></ol></ol><ol><ol><li>en: fidelity. loyalty. faithfulness.</li></ol></ol><ol><li>en: loyalty. faithfulness. being true to one&#8217;s word. fidelity. truth.</li><li>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</li><li>VEFA nedir (kısaca )</li></ol></div><p><strong><em>“Vefa nedir<a title="NurNet.Org" href="http://www.nurnet.org/" target="_blank">,</a> bilir misin? Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır. Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır. Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman, ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır.”</em>(Mevlana Celaleddin Rûmi)</strong></p><p>Vefa, sözünü yerine getirme, sözünde durma, sevgi, dostluk ve bağlılıkta kararlılık ve dini sorumluluklarını yerine getirme anlamlarına gelir.</p><p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p><p>DİNİ AÇIDAN VEFANIN ANLAMI</p><p>Vefa, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç hâlinde ona yardım etmektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefakâr olur. Vefakâr olmanın, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükafatı büyüktür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br /> <strong>(Kıyamette hiç bir himayenin bulunmadığı zaman, Allahü teâlânın himayesinde bulunacak yedi kişiden biri, birbirini </strong>[sırf Allah rızası için]<strong>sevenlerdir.)</strong> [Buhari]<br /> Vefa,<strong> </strong>dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşa yaptığı iyiliği az görmek, onun yaptığını çok bilmek vefadandır.<br /> Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve ilgiyi devam ettirmek demektir. Ölen bir kimseye az bir vefa göstermek, hayatta yapılan çok iyiliklerden daha makbuldür. Çünkü insan, hayattaki arkadaşına bir iyilik edince, belki bir karşılık bekleyebilir. Öldükten sonra yapılacak iyiliğe riya karışması zor olur. Ölüler için dua ve istiğfar edilir. Yapılan iyiliklerin sevabı bağışlanır. Hayattaki akrabalarına, dostlarına iyilik edilir. Peygamber efendimiz, ihtiyar bir kadına ikramda bulundu. Sebebini soranlara, <strong>(Bu kadın, Hatice hayatta iken bize gelir giderdi. Ahde vefa, dindendir) </strong>buyurdu.<br /> Vefanın gereğindendir ki, insan sevdiği arkadaşının dostlarını, akrabalarını da sevip haklarını gözetmelidir! Çünkü insan, yakınlarına gösterilen ilgiye daha çok memnun olur. Sevgi, sevgilinin her şeyini, ona yakından uzaktan ilgili olan her şeyi sevgili kılar. Bunun için, “Sevgilinin kapısındaki köpek, sevenin kalbinde, diğer köpeklerden üstün ve ayrı bir yer tutar” denmiştir.</p><p>Âlimler, “Evlada hizmet, babasına hizmet demektir” buyurmuşlardır. Evlada hizmet babayı sevindirdiği gibi, evlada düşmanlık da babayı üzer. Diğer yakınlarının durumu da böyledir. Arkadaşının dostu ile düşman olmamak veya düşmanı ile dost olmamak da vefadandır. Arkadaş vefat ettikten sonra da, onun yakınlarına ilgi göstermek, sağlığında ilgi göstermekten daha kıymetlidir. Arkadaşın yanında, “Şu benim, şu senin” dememeli! İbrahim bin Şeyban hazretleri, “Bu benim kalemim, diyenle arkadaşlık etmezdik” buyururdu. “Bunu senin için yaptım!”<strong> </strong>demek de onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebep olur. Âlimler, “Çağırdığımız zaman nereye, diye soranla arkadaşlık etmezdik” buyurmuşlardır. Arkadaşın kusurlarını görmemek, mürüvvetten, vefadandır.<br /> Arkadaşın dost ve akrabalarını arayıp sormak vefakârlığın şartlarındandır. Onların haklarına riayet, arkadaşa ikram etmekten daha kıymetlidir.<br /> Vefasızlık şeytanın hoşuna gider. Mesela arkadaşlar arasındaki sevginin azalması, kırgınlığın zuhur etmesi şeytanı çok sevindirir. Şeytanı sevindirmemek, onun oyununa gelmemek için vefakâr olmalı, arkadaşın kusurlarını fazilet, hakaretlerini de iltifat kabul etmeli. İki arkadaştan biri, diğerine sert bakınca, şeytan sevinip oynar. Allahü teâlâ, <strong>(Şeytan, aralarını bozmaması için, kullarım güzel konuşsun!) </strong>buyuruyor. (İsra 53)<br /> Onun için kırıcı ve üzücü konuşmaktan ve sert bakmaktan uzak durmalıdır! Allah dostlarının duruşu bile sevgi telkin eder. Böyle bir kimse, makam sahibi de olsa, eski arkadaşlarını arar. (Kerem sahipleri, darlık zamanlarında kendileriyle düşüp kalkanları, genişlik zamanlarında da ararlar) denmiştir.<br /> Sıkıntılı anında arkadaşın yardımına koşmalı, “Kara gün dostu” olmalıdır. Şeytan, nefs ve kötü arkadaş, ara bozmaya çalıştığı için arkadaşlığı devam ettirmek zor olur. Bunun için, “Arkadaşlık ince ve lâtif bir cevherdir. Korunmasını bilmezsen kazaya uğrar!” demişlerdir. Bu cevheri korumak; arkadaşta kusur aramamak ve hiçbir hatasını görmemekle olur. Çünkü kusursuz insan olmaz. Kusurunu görünce, onu bırakmamalı ve demeli ki:<br /> <strong>Bu seferlik affet belki de bilmez<br /> Sürçen atın başı hemen kesilmez.<br /> </strong>Kusursuz insanla herkes geçinir. Asıl yiğitlik, kusurlu arkadaşla iyi geçinmektir. Daima onu kendine tercih etmelidir! Vefakâr olmanın şartlarından biri de, dostun sevmediklerini, düşmanlarını sevmemektir. Dostun düşmanı ile birlikte gezmek, düşmanlıkta ortak olmak demektir.<br /> Eski zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyle:<br /> (Oğlum, herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan, genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslayan kimse ile arkadaş olma!)<br /> O halde, ihtiyacı olan arkadaşa yardım etmeli, ondan bir menfaat beklememeli ve ona karşı hiçbir üstünlük göstermemelidir! Her şeye itiraz eden, hayır öyle değil, diyen, arkadaşlarını düşman etmekle kalmaz, bütün insanların nefretini kazanır.<br /> Vefalı, bir okuyucumuz,<strong> </strong>yayınlarımızdan istifade edip bizi tanıdıktan sonra, uzun bir mektup yazmış. Mektubunu yayınlamak yerine, sadece bir beytini yayınlamak bize kâfi fikir verir. Vefalı dostumuz diyor ki:<br /> <strong>Herkes dost gibiydi, siz yabancıydınız bize,<br /> Şimdi herkes yabancı, sizler dostsunuz bize</strong></p><table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0"><tbody><tr><td align="left" width="100%"><strong>Tarih bilinci(Deneme)</strong></p><div>Geçmişini bilmeyen toplumlar asla geleceğini şekillendiremez.Acaba biz yaşadığımız toprakların,halkımızın ve neslimizin geçmişini biliyor muyuz? En son ne zaman bir müze veya tarihi bir yeri ziyaret ettik? Ne yazık ki ülkemizde okullarda kuru tarih ezberiyle öğrenciler tarihten nefret etmekte ve tarihini bilmeyen nesiller yetişmektedir.Oysa ki tarih çok zevkli bir bilim ve uğraşıdır.Tarih bilinci oluşturmadaöğretmenlerimize,ailelere,kitle iletişim araçlarına çok görev düşmektedir.Öncelikle toplum olarak tarih algımızı yeniden kurgulamalıyız diye düşünüyorum.Acaba tarih daha zevkli olarak nasıl aktarılabilir? Örneğin derslerde sadece dersi kitaplardanişlemek yerine görsel filmler izletmek,bazı dersleri müzelerde ve tarihi yerlerdeişlemek,yarışmalar düzenlemek ilk akla gelen somut öneriler olabilir.Belki de bu dersi notlu olmaktan çıkarmalıyız bence.Bir anda tabiidir ki bu bilinç oluşmayacaktır,ama yeni nesillerde sonuçlarını görebileceğiz sanırım.Çünkü kendi tarihini yazamayan toplumların tarihlerini mutlaka başkaları yazacaktır,tabii ki kendi çıkarlarını da içine ekleyerek.<br /> Özellikle tarih öğretmenlerimizin tarihi öğretirken veya bilinç verirken ezberden çok neden,sonuç,oluş ve geleceğe yön verme ilişkisini göz ardı etmemeleri gerektiğini düşünüyorum.Özellikle kendi tarihimizi öğrenemezsek,bazı toplum mühendislerinin toplumumuzu istediği yönde yönlendireceği açıktır.Kendi tarihimiz yanında dünya tarihini ve bizimle olan ilgisini de incelemek yerinde olacaktır.<br /> Bir de aileler ne yapar örneğin bu konuda? Tatile giderken son sürat bir yerlere yetişmektense,yol boyundaki tarihi yerleri ziyaret ederek tatile ulamak sanırım çok daha eğlenceli ve öğretici olacaktır,özellikle çocuklarımız için.Bunun yanında tarih belgeselleri izlemek,tarih sohbetleri yapmak da çocuklarımıza tarih konusunu sevdirecektir.<br /> Ayrıca uzun ve sıkıcı tarih sempozyumları ve toplantıları belki bilimsel anlamda şarttır,ama tarihin halkla buluşmasına sanırım katkı yapmayacaktır.Üniversitelerimizin halka açık ve sade tarih toplantıları düzenlemesi,yerel yönetimlerin konuyu ele alması da faydalı olacaktır.Damla damla oluşturacağımız bu zerreler bir süre sonra denizlere dönüşecektir.Artık tarih konusunun sadece belli bilimsel çevrelerde görüşülüp orda kaldığı bir kavram olmaktan çıkarıp halkla buluşturmanın zamanı gelmedi mi acaba?</div><div><p><strong>Yıldırım Yıldıran</strong></p><p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p><p><strong><br /> </strong></p><p><strong>TARİH BİLİNCİ</strong></div></td></tr><tr><td width="100%"></td></tr><tr><td align="left" width="100%"><strong></strong>Tarih: ’’geçmişte yaşamış toplumların ………………’’diye başlar tanım.Evet geçmişi anlatır tarih ama aslında geçmemiştir. Diyeceğim; hani o “tarihten ders alınmazsa tarih tekerrür eder” cinsinden bir demagoji değil. Ha bu sözün altına gözü kapalı imzamı atarım o ayrı.</p><p>Ama benim az çok mürekkep yalamış biri olarak ve daha önemlisi bir tarih öğretmeni olarak derdim bambaşka… Eskiden, hatta çok eskilerden olmuş bitmiş, ”bizi hiçte ilgilendirmeyen” doğruluğundan bile emin olamadığımız olayların öğrenilmesi ne kadar saçmadır kimine göre…Tarih ne kadar talihsiz bir bilimdir bu anlamda.Geçmişe baktıkça geleceği göreceğini anlayamayan toplumlarda, tarihin herhangi bir ders olduğunu değil de, mutlaka öğrenilmesi, yüzleşilmesi gereken bir gerçeklik olduğunu kabul etmeyen milletler de çok talihsizdir …</p><p>Yüzleşme… İşte anahtar kelime bu. Bize ilkokuldan beri hep belli kalıplar içinde öğretildi tarih.Yıllar geçti,zamanla okumaya,bilinçlenmeye başladık,afalladık.Tabiri caizse hazırlıksız yakalandık.Ben öğrencilerime her yönüyle anlatıyorum insanlığın geçmişini ve özellikle de kendi tarihimizi.Anlatıyorum ki her türlü saldırıya hazır olsunlar.Tarihimizdeki güzellikler,zaferler,yücelikler kadar hataları da anlasınlar.Çünkü tarih her zaman ilham kaynağı değil bazen de ibret tablosudur. Yani hem ilham hem ibret penceresinden bakabilmektir, tarih…</p><p>Ömer Hayam “tarih kainatın vicdanıdır” demiş. Demek ki bu günü sorgularken elimizi vicdanımızla beraber tarihimize koyacağız.</p><p>Yani şöyle bir düşünsenize Osmanlının sonunun ve Türkiye Cumhuriyeti´nin kuruluşundan beri karşımıza çıkarılan sorunların hangisinin cevabı yoktur ki tarihte… Yıllardır ülkemizin gündemini meşgul eden, belki de gelişmemizin önünü tıkayan hatta uluslar arası platformda bile önümüze konulan, biraz daha ileri götürürsek devletimize siyasi,ekonomik,sosyal anlamda büyük zararlar veren soruların köklerini geçmişte bulabiliriz.</p><p>Örneğin neden sürekli bir laiklik tartışması yaşıyoruz? Kendimizi bildik bileli neden hep Kıbrıs sorunu var? Ya da bizimle uzaktan yakından ilgisi olmayan ülkelerin parlamentolarında neden sözde Ermeni soykırımı konuşuluyor. Bizler yüzyıllarca tarihe yön vermiş, adeta dünyanın kaderini belirlemiş ,her yönüyle batının önünde olmuş ve batıya öncülük etmiş bir milletin evlatları olarak neden bugün hak ettiğimiz yerde değiliz? İşte bütün bunları yorumlamak için diğer anahtar kelimeler: Tarih bilgisi ve tarih bilincidir. Ama hassasiyetle üzerinde duruyorum ki önce bilgi sonra bilinç. Ezbere, bilmeden, okumadan, düşünmeden, sorgulamadan, empoze edilmiş bir bilinç değil. Doğru, sağlam, ayakları yere basan, bilgiye dayalı bir bilinç.</p><p>Ve tarih sevgisi… Başka bir anahtar kelime de bu.Tarihimizi seveceğiz.Her ne olursa olsun tarihimizi sevmek durumunda ve zorundayız. Şimdi kendimle çeliştiğimi düşünebilirsiniz. Hani hataları da görecektik, hani at gözlükleriyle bakmayacaktık şeklinde bir deyim düşebilirsiniz. Tarihimizi her şeyiyle seveceğiz. Bir kere sahipleneceğiz günahıyla, sevabıyla… Ondan sonra yüzleşeceğiz onunla. Çünkü o her şeyiyle bizim geçmişimiz. İnsanoğlu anasını, babasını, dedesini, ninesini, atasını nasıl reddeder? Evet, bazen çok çatıştığımız noktalar olabilir ama geçmişi ne atabilir ne de satabiliriz. Tarih bir milletin hafızasıdır. Onu yok sayarsak, ondan utanırsak ”özür dilersek” hafızasını kaybetmiş birine benzeriz. Aynen bir Çin atasözünde söylendiği gibi.”Ecdadını unutanlar; kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler”</p><p>Tarihin bir başka şanssızlığı da veya tarih öğretmenin bir diğer zorluğu da tarihin sıkıcı bulunmasıdır. Ben, dersime ilk kez giren öğrencilere tarihle ilgili bir ön yargıları olup olmadığını sorarım. Çocukların tarihi sevmeme nedeni genelde sıkıcı bulmaları. Tarihin ne kadar keyifli bir bilim olduğunu düşündürmeyi de kendime misyon edindim böylece.</p><p>Tarih kitapları öyle ezberlenecek kronolojik bir dizin yada isimlerin ve rakamların olduğu bir telefon rehberi olmamalıdır. Tarihi yapanlar insanlardır. Kahramanlıklarına hayran olduğumuz kişilerin insani yönlerini de öne çıkarmalıyız. Örneğin Mustafa Kemal´in askeri ve siyasi dehasına, kurtarıcılığına, vatan sevgisine hayran olan ben, onun neden gülümseyen fotoğraflarının kitaplarda ve sınıflarda olmadığına dair saf bir merak duyarım.</p><p>Osmanlının son büyük hükümdarı olan, dönemi en çok tartışılan II. Abdülhamit`in polisiye roman okumaya olan düşkünlüğünü bilen kaç lise öğrencisi vardır acaba?</p><p>Dünya tarihinin en büyük hanedanının babası Osman Gazi`nin “şah oldun ise de kuru toprak değimlisin” diyen maneviyatını, cihan padişahı Kanuni`nin” saltanat dedikleri ancak cihan kavgasıdır” diyen tevazuunu, Abdülaziz’in” terk-i can etsem de kurtulsam şu minnethaneden” diyen kalenderliğini çocuklarımızın bilmeye hakkı var, hatta bu onlar için bir görev. Dünya tarihinin en büyüklerinden olan Fatih’in Osmanlı’yı nasıl bir imparatorluğa taşıdığını, bilime ve sanata verdiği değeri, hocalarına duyduğu minneti anlatırken küçükken ne haylaz bir çocuk olduğunu da anlatalım ki, tarih ete kemiğe bürünsün.<br /> Diyeceğim o ki, dünya sürekli değişiyor. Teknoloji gerçekten baş döndürüyor, Devletler müthiş bir ekonomik, siyasi rekabet içinde. Her an her şey olabilir, bütün şartlar değişebilir. Değiştirilemeyecek tek şey tarihte yaşananlar. Yapacak bir şey yok: Geçmişi anlamaya çalışmaktan başka</p><p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</td></tr></tbody></table><h2>Insan ve Tarih Bilinci</h2><div><div id="post_message_13030"><blockquote><p><em>İnsan zaman içinde yaşayan bir varlıktır.</em> İnsanda “zaman bilinci”nin bulunması da, bu durumun farkında olduğunun göstergesidir. Geçmiş, şimdi ve gelecek, zamanın boyutlarıdır. Şimdi, hem geçmişi hem de geleceği kapsayan bir zaman kesitidir. Çünkü insan Leibniz’in sözlerinde ifadesini bulduğu şekliyle, “geçmişin yükünü taşıyan ve geleceğe yönelen” bir varlıktır. İnsanın üç zaman boyutunda birden yaşaması söz konusudur: “Eylemesiyle şimdide, anmasıyla geçmişte, umut etmesiyle gelecekte. Canlı duyumlamaların ve duygulanmaların, şimdiden geleceğe doğru yönelmesiyle birlikte bilincin zamanı, gerçek zamanın tersine, şimdiden geçmişe doğru akabiliyor; geçmişi şimdiye getirebiliyor ve gerçek zamana yerleştirebiliyor. Hatta geçmişi şimdiden daha canlı yaşayabiliyor.”(Nutku 1998: s.45) İnsanı geçmişle gelecek arasındaki konumuyla düşündüğümüzde şunu da söylemek gerekir:”Geçmişteki şimdiler ömrünün bir yarısı, gelecekteki şimdiler öbür yarısı olmak zorundadır.”(Nutku 1998:s.50)<em>İnsan tarih bilincine sahip olan tek varlıktır.</em> Ancak insanın zamanı, “tarihsel zaman” olarak kavraması, <em>tarih bilinci</em>nin doğuşuyla mümkün olmuştur. Önceleri Augustinus’un Hristiyan teolojisi bağlamında ifade ettiği tarih bilinci ve tarih felsefesi, laik bir çerçeveye bürünerek, insanın, kendisine ve dünyaya bakışında rol oynamaya devam etmiştir. “Hristiyanlık, insani varoluşu, başı ve sonu olan bir defalık bir süreç içinde ele almakla, Batı düşüncesindeki<em>tarihsel zaman </em>ve <em>tarihsel süreç</em> kavramlarını ana nitelikleriyle belirlemiştir.”(Özlem 2001: s.32) Tarih bilinciyle birlikte insan, kendi hayatının ve tarihin anlamını ve ereğini soruşturmaya ve sorgulamaya da başlamıştır.</p><p><em>İnsan tarihsel bir varlıktır.</em> Tarih bilinci insana, kendisinin tarihsel bir varlık olduğunu anlama, bunun bilincine varma olanağını vermiştir. “Nereden gelip nereye gidiyoruz?” sorusunun yanıtı, artık tarih bilincinin ışığında aranır olmuştur. Doğal dünyanın bir uzantısı olarak görülen tarihsel/kültürel dünya, tarih bilincinin doğuşuyla birlikte, kendine özgü bir yapısı olan bir gerçeklik olarak görülmüştür. Tarih bilinciyle birlikte insan, hakikati/doğruluğu doğada olduğu kadar, tarihte de aramaya yönelir. Böylece insan kendi kurmuş/meydana getirmiş olduğu tarihsel/kültürel dünyayı bilme ve anlama imkanlarını araştırmaya ve sorgulamaya girişmiştir. Tarih bilincinin gelişiminde önemli bir yeri olan İtalyan filozof ve filolog Vico’ya göre,”biz ancak kendimizin neden olduğu ve kendimizin yaptığı şeyi doğru ve temelli olarak bilebiliriz.(&#8230;)Doğayı yaratmadığımıza, tersine yaratılmış bir şey olduğumuza göre, doğayı doğrudan ve yetkin olarak bilmek bize zorunlu olarak kapalıdır.” Ancak bununla birlikte, tarih ve kültür dünyası hakkında kesin ve doğru bilgiye, hakikate ulaşma imkanı ise insana açıktır. Vco’nun sözleriyle, “Gözlerimizi oldukça uzakta kalmış eski çağlara çevirdiğimizde gözlerimizin önünü örten bulutlarla kaplı bu karanlıkta, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde, şu doğruluğun sonsuz ışığı parıldar: <em>Bu toplumsal-sivil dünya tamamen insanlar tarafından yapılmıştır.</em> Bu yüzden biz dünyanın ilkelerini, <em>kendi özgül insani tinimizin</em>yönelimleri içinde bulabiliriz ve bulmak zorundayız.”(Löwith 2001:s.266-267)</p><p><em>Tarih bilinci “insan doğası”nın sorgulanmasına yol açmıştır.</em> Tarih bilinciyle, “insan nedir?”, “insanın doğası nedir?” gibi soruların yeni bir ışık ve yeni bir bakış açısıyla ele alınması da söz konusudur. İnsanın bir doğa varlığı olduğu, insanın doğası gereği iyi (Rousseau) ya da kötü (Hobbes) bir varlık olduğu şeklindeki görüşler, tarih bilinci açısından sorgulanır olmuştur. Çünkü insanın tarhsel bir varlık olması, belli bir insan doğasından söz etmeyi zorlaştırmakta, önemli bir problematik yaratmaktadır. Çünkü bir şeyin doğasından söz ettiğimizde, değişmeyen, hep aynı kalan ve aynı şekilde tekrarlanan bir yapıyı ya da nitelikleri/özellikleri ifade etmek isteriz. Ama insanın tarihsel bir varlık olduğu düşüncesi, insan doğası kavramının yeniden yorumlanmasını gerektirir.</p><p>İnsanın tarihsel bir varlık olduğu düşüncesinden hareketle, değişmez ve genel bir insan doğası anlayışını reddeden en etkili ve kapsamlı yaklaşımı Alman filozof ve kültür tarihçisi Wilhelm Dilthey’da buluruz. Hermeneutik ve tarihselci felsefenin başlıca temsilcisi Dilthey’a göre, “İnsanın ne olduğunu bize yalnızca tarih söyler.” İnsanın “tarihsel bir varlık” olması Dilthey için başlıca iki anlama gelir: 1)İnsanın kendisini yalnızca içgözlem yoluyla değil, ama yaşamın nesnelleşmeleri yoluyla anlayabliriz. 2)İnsanın doğası değişmez bir öz demek değildir. Dilthey’ın sözleriyle, “İnsanın doğasının bütünlüğü yalnızca tarihtedir.”(Palmer 1983:s.16-17) Başka bir deyişle, “İnsanın yaratılarının/nesnelleştirmelerinin önünde yer alan ve bunlardan bağımsız bir genel insan varlığı, bir genel insan doğası yoktur. Tam tersine, insan, ancak ve sadece kendi yaratılarının/nesneleştirmelerinin totalitesi içindeki insandır.”(Bollnow 1995:s.115)</p><p>Dilthey’ın ortaya koyduğu düşünce çizgisini 20. Yüzyılda sürdüren önemli İspanyol filozoflardan Ortega y Gasset’ye göre, “İnsan kendi başından geçen şeydir, kendi yaptığı şeydir. Başına başka şeyler de gelmiş olabilirdi, başka şeyler de yapmış olabilirdi, ama gerçekten başına gelmiş olan, gerçekten yaptığı şeyler işte burada, ardı sıra sürüklediği kaçınılmaz bir deneyimler dizisi, (&#8230;) Bu yüzdendir ki insanın olabileceği şeylere sınır koymanın anlamı yoktur. Olanaklarının, doğası bulunmayanlara özgü sınırsızlığında, bizi yanıltabilecek, önceden belirlenmiş bir veri olarak, bir tek değişmez çizgi vardır: geçmiş. Yaptığı yaşam deneyimleri insanın geleceğini daraltır. İlerde ne olacağını bilmesek de, ne olmayacağını biliriz. Geçmişi göz önüne alarak yaşarız biz.” Ve Gasset şöyle devam eder: “Sözün kısası, <em>İnsanın doğası yoktur&#8230;.tarihi vardır.</em>Ya da, aynı kapıya çıkan: Doğa ile nesnelerin arasında ne ilişki varsa, -gerçekleştirilmiş işler olarak- Tarih ile insan arasında da aynısı vardır.” Gasset, Augustinus’un “Tanrının doğası yapmış olduğu şeydir.” Sözünü şöyle değiştirir: “İnsanın da yapmış olduğu şeylerden başka doğası yoktur.”(Gasset 1998: s.107)</p><p><em>Geçmişi yorumlamak da geleceği biçimlendirmek de, ancak tarih bilinciyle olanaklıdır.</em> Tarih bilinci, insanın hem geçmişi yorumlamasında, hem de geleceği kurmasında, ona yön vermesinde rol oynamaktadır. Tarihi, kendi değerleri, amaçları ve eylemleriyle kurduğunun bilincine varan insan, geleceği de kendi idealleri ve beklentileri yönünde aynı bilinçle belirlemek ister. Tarih bilinci, insanın tarihsel sürece bilinçle katılma imkanı anlamına gelir. Ama elbette bireyin, tekil insanın tarihe istediği yönü tümüyle vermesi mümkün değildir. Tarih insanların yaptıklarıyla oluşmuş olsa da, bu oluşan şeyde bireylerin amaç, niyet ve özlemleriyle uygun düşmeyen ve örtüşmeyen gelişmeler de oldukça fazla yer alır. Çünkü “İnsanın, kendi düşünce ve emeğiyle yarattığı ve bir kez yaratıldıktan sonra tekil insandan bağımsızlaşıp nesnelleşen simgesel yapılar olarak, devlet tipleri, sanat anlayışları, bilim paradigmaları, felsefe tipleri içerisinde, kendisinin oluşturduğu bir dünya, “tarih ve kültür dünyası” dediğimiz bir dünya içinde yaşar.”(Özlem 1999:s.199) Ancak insan tarihselliğinin farkında olmayabilir ya da unutabilir. “Bu taktirde o sadece fiziksel zamanı yaşar, tarihsel zamanı ve tarihselliği değil. Yine de o, farkında olmasa da, kendi oluşturmuş olduğu tarihselliğin koşulları” içinde bulunmaya devam eder.(Özlem 1999:s.205)</p><p>Tarihte insanı, onun başarı ya da başarısızlıklarını, yükselişlerini ya da düşüşlerini gördüğümüz için, tarih üzerine düşünmek, aynı zamanda insan üzerine düşünmek demektir. Bundan dolayı insanı düşünürken, insanın değerlerini ve eylemlerini anlamaya çalışırken, belli bir tarih felsefesine ve tarihsel bir bilince dayanmıyorsak, düşüncelerimizde hep bir eksiklik ve temelsizlik söz konusu olacaktır. Tarihselliğe dayanan insani varoluşu, bu temeli göz ardı ederek anlama olanağını bulmak mümkün görünmemektedir.(Günay 2000:s.115-116)</p><p><em>Tarih bilinci, bilincin tarihselliğini de içerir. </em>Tarih bilinci insanın kendisini tarihsel bir varlık olarak kavramasının yanısıra, kendi aklına, akılsallığına ve bilincine de tarihsel bir yaklaşımla yönelmesini sağlamıştır. Tarih bilinciyle birlikte insan, kendini ve dünyayı düşündüğü ve ifade ettiği kavramların, yöntemlerin ve bizzat bilincinin de tarihselliğin bir ürünü olduğunun farkına varmıştır.</p><p><em>Bizde tarih bilinci ne durumdadır?</em> Tarih bilinci gelişmemiş insanların ve toplumların, bazı güçlü ülkelerin ve eğilimlerin dayatmacılığına maruz kalmaları ve direnme imkanı bulamamaları da söz konusudur. Özellikle “küreselleşme”(globalleşm e) gibi kavramların sorgusuz sorusuz kabullenilmeye ve genel geçer kılınmaya çalışıldığı günümüz dünyasında, tarh bilincinin varoluşsal bir önemi vardır. Bu noktada şu soruyla yazımı bitirmeyi yerinde buluyorum: “Acaba bizim insanımız ve ülkemiz tarih bilinci açısından nasıl bir durumda bulunmaktadır?” Geçmişimizi yorumlamada ve geleceğimize yön vermede, bu soruya vereceğimiz yanıt hiç kuşkusuz çok önemlidir.</p><p>NOTLAR VE KAYNAKÇA</p><p>*Otto F. Bollnow, “İfade ve Anlama” Çev. Doğan Özlem, <em>Hermeneutik (Yorumbilgisi) Üzerine Yazılar </em>içinde, Ark yayınları 1995.<br /> *Ortega y Gasset, <em>Tarihsel Bunalım ve İnsan</em>, Çev. Neyire Gül Işık, Metis yayınları, 1998.<br /> *Mustafa Günay, “Akıl, Aydınlanma ve Tarihsellik”, <em>Bedia Akarsu Armağanı</em>içinde, Edit. D. Özlem-B. Çotuksöken, İnkılap yayınları 2000.<br /> *Karl Löwith, “Vico”, <em>Tarih Felsefesi </em>içinde, İnkılap yayınları 2001.<br /> *Uluğ Nutku, <em>İnsan Felsefesi Çalışmaları,</em> Bulut yayınları 1998.<br /> *Richard E. Palmer, <em>Hermeneutics, Interpretation Theory in Schleiermacher, Dilthey, Heidegger and Gadamer, </em>Nortwestern University Press, 1983.<br /> *Doğan Özlem, <em>Hermeneutik (Yorumbilgisi) Üzerine Yazılar, </em>Ark yayınları 1995.<br /> *&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;, <em>Siyaset, Bilim ve Tarih Bilinci, </em>İnkılap Yayınları 1999.<br /> *&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;, <em>Tarih Fesefesi, </em>İnkılap Yayınları 2001</p><p>Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazı kompozisyon,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazılar,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili hikayeler,disiplin ile ilgili sözler,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili sloganlar,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazı kompozisyon,Vefa ve tarih bilincila ilgili şiir,Vefa ve tarih bilincila ilgili yazı,Vefa ve tarih bilinci yazı kompozisyon</p></blockquote></div></div> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazi-kompozisyonvefa-ve-tarih-bilinci-ile-ilgili-yazilar.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>vefa ve tarih bilinci  ŞİİRLER</title><link>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-siirler.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-siirler.html#comments</comments> <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 16:50:23 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[Tarihi Bilgiler]]></category> <category><![CDATA[disiplin ile ilgili sözler]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili hikayeler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili sloganlar]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazılar]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilinci şiirler]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilincila ilgili şiir]]></category> <category><![CDATA[Vefa ve tarih bilincila ilgili yazı]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63232</guid> <description><![CDATA[VEFA SAHİPLERİNE Vefa, İstanbul’da küçük bir semtmiş, Fatih ile Karagümrük arasında… “Bozası” ile meşhurmuş yıllarca Bir de Lisesi&#8230; Vefa, “elveda”nın bitirmek istenmeyen perdesi Hayatımızdan geçenleri hatırlama vesilesi. Bir fincan kahvenin acı telvesi. Daha bilmem nesi ve nesi&#8230; Üstün tutaktır vefa Yarını, bugünü, geçmişi Sımsıkı tutan. Keskin bıçaktır vefa Dostu, arkadaşı, kardeşi Hayırsızdan kesip atan. Vefasız olmak ister misin? Hadi özgürlük senin. Uçup kaybolmak ve de unutulmak&#8230; Vefa prangası mı var [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<table border="0"><tbody><tr><td><h1>VEFA SAHİPLERİNE</h1><p>Vefa, İstanbul’da küçük bir semtmiş,<br /> Fatih ile Karagümrük arasında…<br /> “Bozası” ile meşhurmuş yıllarca<br /> Bir de Lisesi&#8230;<br /> Vefa, “elveda”nın bitirmek istenmeyen perdesi<br /> Hayatımızdan geçenleri hatırlama vesilesi.<br /> Bir fincan kahvenin acı telvesi.<br /> Daha bilmem nesi ve nesi&#8230;</p><p>Üstün tutaktır vefa<br /> Yarını, bugünü, geçmişi<br /> Sımsıkı tutan.<br /> Keskin bıçaktır vefa<br /> Dostu, arkadaşı, kardeşi<br /> Hayırsızdan kesip atan.</p><p>Vefasız olmak ister misin?<br /> Hadi özgürlük senin.<br /> Uçup kaybolmak ve de unutulmak&#8230;<br /> Vefa prangası mı var ayağına takılı?<br /> Adın sonsuza kadar yüreğimde kazılı.</p><p>Hulusi Mutlu ERTAN<br /> 17/06/2005 Tarabya</p><p>&nbsp;</p><div><div><span style="color: #008000;"><br /> </span></div></div><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</td><td><strong>Vefamız Mayamız Olsun</strong></p><div>Bizi kul var eden Rabb-i Rahman’a<br /> Sonsuz şükür ile daldık ummana<br /> Bize ışık tutan Kutb-i Cihan’a,<br /> Fikir asla yetmez, vefa gerektirBüyüttü bizleri anne ve baba,<br /> Sevgi,saygı göster olmaz ki heba<br /> İnsana yakışan sadakat, çaba,<br /> Şükürle yetinmez, vefa gerektir</p><p>Âlimlerin özü, Hakk’a davettir<br /> Onlara kötü söz, bir adavettir<br /> Bizim görevimiz de uhuvvettir<br /> Zikir dilden düşmez, vefa gerektir</p><p>Hayat arkadaşın ortak derdine,<br /> Daimî şefkati göster kendine,<br /> Zor gününde koşan, dostun merdine<br /> Teşekkürsüz olmaz, vefa gerektir</p><p>Ceddimiz Hakk için şehîd olmuşlar,<br /> Gönüllere girip, mürşid olmuşlar<br /> Yârdan, serden geçip vatan bulmuşlar,<br /> Tefekkürle bitmez, vefa gerektir</p><p>Cemiyette saygı her işin başı,<br /> Hukuk yoksa, ayırmaz kuru &#8211; yaşı<br /> Söz verdiysen, atma kimseye taşı<br /> Malkoç Ali, ahde vefa gerektir.</p><p>Ali Rıza Malkoç Bursa, 28/03/2006</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p></div></td></tr><tr><td>Vefakarlara&#8230;</p><div>—Vefa’nın vefalı eczacısı Ülkü Terzioğlu’na-Allah’ım ne oldu bize,<br /> Sözler vefasız vefasız…<br /> Selamet ver gönlümüze,<br /> Özler vefasız vefasız…</p><p>Vefa bir semt adı kalmış,<br /> Yerini bencillik almış…<br /> Menfaatten yana dalmış,<br /> Gözler vefasız vefasız…</p><p>Dostluk ateşi mi sönmüş,<br /> Nankörlük mü asıl yönmüş?<br /> Hep dünyaya doğru dönmüş,<br /> Yüzler vefasız vefasız…</p><p>Büyükler, küçüğü yutmuş,<br /> Komşu komşuyu unutmuş!<br /> Yalnızlığı makam tutmuş,<br /> Sazlar vefasız vefasız…</p><p>Kardeşlik argı açıktı,<br /> Seneler bendini yıktı,<br /> Mevsimler hayırsız çıktı,<br /> Yazlar vefasız vefasız…</p><p>Vefakâr geçse serinden,<br /> Vefasız kalkmaz yerinden.<br /> Hatıralar ta derinden,<br /> Sızlar vefasız vefasız…</p><p>Celil söyle biz ne yaptık,<br /> Bu taş kalbi nerden kaptık?<br /> Bir bilinmez yola saptık,<br /> İzler vefasız vefasız…</p></div><p><strong>Halil Gökkaya</strong></p><p>&nbsp;</td><td>Vefasız Dünyanın Vefasız Sevgilisi</p><div>Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm<br /> Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm(Her kimden vefa istediysem ondan cefa gördüm;</p><p>kimi gördüysem vefasız dünyada, onun vefasızlığını da gördüm)</p><p>Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman<br /> Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm</p><p>(Kime derman için derdimi açtıysam, onu benden bin beter dertli gördüm.)</p><p>Mükedder hatırımdan kılmadı bir kimse gam def&#8217;in<br /> Safadan dem uran hemdemleri ehl-i riya gördüm</p><p>(Kederli gönlümden kimse üzüntülerimi gidermedi.</p><p>Esenlikten dem vurarak beni teselli edecek dostlarımı iki yüzlü gördüm)</p><p>Ayak bastım reh-i ümmide, sergerdanlık el verdi<br /> Emel serriştesin tuttum elimde ejderha gördüm</p><p>(Ne zaman umut yoluna ayak bastım, başım dönüp durdu.</p><p>Emel ipinin ucuna yapıştım elimde ejderha gördüm)</p><p>Fuzuli ayb kılma yüz çevirsem ehl-i âlemden<br /> Neden kim her kime yüz tuttum andan yüz bela gördüm</p><p>(Ey Fuzuli, artık insanlardan yüz çevirirsem beni ayıplama.</p><p>Çünkü kime yaklaştıysam ondan belanın yüz türlüsünü gördüm)</p><p><strong>Şair Fuzuli</strong></p></div><p>&nbsp;</td></tr><tr><td>VEFÂ’YA VEFÂ BORCUM 1</p><div><p>Murat ettin lütfettin, var olmamı istedin.<br /> Nur’undan parça kattın. Ruhumda öz’e VEFÂ.<br /> Siz kimsiniz? Ben kimim? Diyerek hitap ettin.<br /> Âlemi ervah’taki, verdiğim söz’ VEFÂ.<br /> M M M<br /> Koymadın nefsimizin, elinde esir bizi.<br /> Bin tane tarifçiyle, anlattın kendinizi.<br /> Ölürümde unutmam. Sana verdiğim sözü.<br /> Her masnunda turran. Gördüğüm göz’e VEFÂ.<br /> M M M<br /> İndirdin ve anlattın. Ayet ayet gösterdin.<br /> Her Ayette bin sırrı. Anlayan zekâ verdin.<br /> Kâinatta ne varsa, bunun içinde serdin.<br /> Her nimetinde olan. Çok ya da az’a VEFÂ.<br /> M M M<br /> Ezberledim yâsini. Kur’an ı yın kalbini.<br /> Her surede yaşadım. Hayatım olan Din’i.<br /> Kur’an’ı bahşettiğin. sevgili efendimi(sav) .<br /> Yaşayarak anlatmış. Bastığı iz’e VEFÂ.<br /> M M M<br /> Hürmetine kâinat. Yaratılan Efendim(sav) .<br /> O bana öğreticim. Kur’an ve İman Din’im.<br /> Kıblem Kâbe Beytullah, izine benim yönüm.<br /> Sürünmemiz bize zevk, aldığım hız’a VEFÂ.<br /> M M M<br /> Her Hadis’in Sünnetin, benim kurtuluş ipim.<br /> Hayatımı kuşatan, Resûlün altın küpüm.<br /> Sünnetlerin yaşamam elde iyilik kapım.<br /> Yollarında sürünen,elimle diz’e VEFÂ.<br /> M M M</p></div><p><strong>Ömer Çetinkaya</strong></td><td>Vefaymış Semtin Adı</p><div>Çok şey anlatmak için<br /> önce susmasını bileceksin…<br /> hiç bir şey söylemeden,<br /> rüyalar aleminden sessizce<br /> gün ışığına süzülüp&#8230;<br /> gideceksin&#8230;İnanma.. ama dinle<br /> renkli hikâyelere…<br /> Çekip gitmek gelirse içinden<br /> Git gidebildiğin en uzak yere,<br /> Nasıl olsa yolun düşecek<br /> Huzur-u mahşere&#8230;</p><p>İnanmış görün tüm söylenenlere,<br /> bir şey söyleme…<br /> İsterse kopsun sol yanın…<br /> En fazla yüreğin<br /> Ağladığın kadar ıslanır…</p><p>Geçerse içinden ufacık sitem,<br /> Üzme kendini…boşver<br /> Bir anda yakacaksan gemileri,<br /> açık denizlere sür<br /> hayallerini…<br /> rahat olmalı, için dışın<br /> yakarken çırasını meyhanenin&#8230;</p><p>Aşkmış, sevdaymış, dostmuş<br /> Hikaye bunlar,geçeceksin…<br /> Teselli verip kendine<br /> vefayı semt diye bileceksin…<br /> kimse değişmez ki! senin için<br /> sende öyle bilesin…!<br /> Sukut-u hayale uğrayıp<br /> hakikati, göreceksin…</p><p>19.03.2011</p></div></td></tr><tr><td>Vefasızlığa Sitem+</p><div>Ümit bağlayıp sırtımı dayadıklarım fos çıktı<br /> Bağrıma bastıklarım, çoğu kez vefasız çıktı<br /> Dost gözükenlerin tavırları canımı çok sıktı<br /> Ummanlar gibi olan ümitlerimi aniden yıktıGözlerimde cam, yüreğimde hayal kırıklığım<br /> Cam kırığından daha çoktur hayal kırıklığım<br /> İçimdeki burukluğumun ekseri dostların eseri<br /> Yoktur gördüğüm vefasızlıkların haddi hesabı</p></div></td><td>Toprağa Da Vefalılar</p><div>hayat<br /> güneşli bir kış günüdür hep<br /> onlar için<br /> toprak ellerinde yoğrulur<br /> ölüm ellerinden akıp gider<br /> görünmezdir elleri<br /> ve de ne yazık o ellerin emekleri<br /> çekilen zahmete<br /> bir gülümseme<br /> bir elinize sağlık deme<br /> yeter de artar bile<br /> sizler ayaklarınızla yürürsünüz<br /> dünyayı<br /> onlar elleriyle&#8230;5 Ocak 2011 Ankara</p></div></td></tr><tr><td>Okusunlar Tarihimizi</p><div>Onlar Uludular tarih boyunca<br /> Hilekarlar bu düzeni bozunca<br /> Oyunlarında da hep oy olunca<br /> Hilekarlar bu düzeni bozuncaKarıştırsın ortalığı bilerek<br /> İleriye gidenleri döverek<br /> Başkaldıranlara vurup, söverek<br /> Hilekarlar bu düzeni bozunca</p><p>Düşündüğüm kalem ile yazdıkça<br /> Riyakarın hilesini bozdukça<br /> Uluyorlar karanlıkta azdıkça<br /> Hilekarlar bu düzeni bozunca</p><p>Yusuf’um, bir günde, yola gelirler<br /> Okusalar tarihimiz bilirler<br /> Yalandan, yanlıştan dersin alırlar<br /> Hilekarlar bu düzeni bozunca</p><p>Yusuf Ter 23.09.06</p></div></td><td><strong>Şanlı Tarihimle Gurur Duyarım&#8230;.</strong></p><div>Şanlı tarihimle gurur duyarım,<br /> Nerde haklı görsem ona uyarım,<br /> Uyuduğum günleri ölüm sayarım,<br /> Şanlı tarihimle gurur duyarım.Ulubatlı burca diker sancağı,<br /> Kimse sevdiremez bana alçağı,<br /> Nazlı dalgalanır Türkün bayrağı,<br /> Şanlı tarihimle gurur duyarım.</p><p>Nerde mazlum görsem dururum,<br /> Asla olmaz benim kinim gururum,<br /> Sanma kalleşim sırttan vururum,<br /> Şanlı tarihimle gurur duyarım.</p><p>Aman dileyene kalkmaz ki elim,<br /> Mayamız temizdir kâlbimiz selim,<br /> Dünya için değil sevdam emelim,<br /> Şanlı tarihimle gurur duyarım&#8230;</p><p><strong>Yusuf Önder Bahçeci</strong></p><p>&nbsp;</p></div><div></div></td></tr></tbody></table><p>&nbsp;</p><div><p>Tarihin Önemini Bilirmisin</p><div>tarihin önemi yoktu aslında.geçmişti geçmişte kalan hatıralarım ve kırık dökük sedef kakmalı aynalarım.hayata dair irdeledim konuları aşka da yaz dediler yazasım yoktu aslında.bitkindim yorgundum ruhumu sevda çıkmazına vuran bir kadına satmış gibi serkeştim.seslenişlerimi kıyı balıkçıl kuşları akşam sefaları ve birde daimi müşterisi olduğum rakı kadehleriydi neden olan sabahları beraber kapattığım meyhanelerin kimliksel biyografisiydi.Aşka dair yaz dediler bir tarihten önce bu tarihti.yıkılmıştım dökük bir viranenin arkasından baskılarında sıkılmıs bir şehir gibi damıttım acılarımı sıkısmıs yerde kalan yıllarıma.Aska dair yazdım&#8230;kadın gittmişti aşk bitmişti.yaşamadairdir tiyatro sahneleri kadın ve adam vazgeçilmez karakterleri.sevişmek ne kadar basitti.yargılanacağım akşamdı günahlarımı şeytana satma vaktiydi.kutsanmış suda yıkanacaktım.oysa bütün dinlerin lugatından afaroz edilmiştim.dinsiz gibi yaşamaktısensiz.dini olmayan bir insan gibi felsefe aşklarıydı seni bana taşıyan taşaroncu sevdasıydı yanımda ki su.ne utopyalarımdan vazgeçebilirdim nede yardan.oysa bütün yarlar sere verilmedi mi? söyle şimdi kim kimi kandırabilir sevda çıkmazında.sen mi ben mi? endişeliyiz hayata.daha ne yazayım bilmem ki oysa iki yıl evvel bu tarihte ne diyordum şimdi ne diyorum.bir kadın buluyorum yada o beni buluyor ve tarihin anlamsal bütün yüklerini sedef kakmalı bir sandığa kapatıp ömür boyu açmamak üzere kilitliyor.şimdi seni düşünüyorum hangi paragrafa yazmalıyım.</p></div></div><p>&nbsp;</p><table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0"><tbody><tr><td align="left" width="100%">Tarihin Bilincinde Tomurcuklanıyor Kuruyan Ağaçlarımız</p><div>yarasalar zorladılar mağaraların duvarlarını<br /> sıyrıldılar kınından, tepelerin ilahları oldular<br /> okşadılar düşmanlık dağının şakaklarınışarap sarhoşu sakallardan dökülüyordu kin<br /> diziliyordu acımasızlık kehribar tespihine</p><p>merhametsiz bir imgeye takılıp kalıyordu parmaklar<br /> kurumayan imzalarla, bir neslin adı kurbana çıkıyordu<br /> kalplere saplanıyordu keskin tırnaklar<br /> ölümler sonsuzlaşıyordu</p><p>kıyılarını infazların süslediği ağızlarında, kelle hesabına<br /> isimler taşınırken çarmıhlara, taş çehreler heykelleşiyordu<br /> her gün biraz daha taşlaştılar<br /> taşlaştıkça kamburlaştılar<br /> kendi evrimini yaşadılar her cinayetten sonra</p><p>yok edişi desen desen giydiler<br /> kökten kazımak isteyen, ali kıran baş kesenler</p><p>kimdi, neydi, nereden geliyordu<br /> emdiği sütün damarı kimdeydi<br /> bileyledi kılıcını yezit, ok gürledi<br /> inledi kerbela<br /> gelmedi insafa kuru taş su vermedi</p><p>toprağından koparılmadan önceydi<br /> kökü derindeydi<br /> adı İmam, adı Cafer, adı Hüseyin’di<br /> öldü insan<br /> öldürdü insan<br /> paslanmış tarihlere gömüldü insan</p><p>kazma kürek, tahta sopa, demir çubuk<br /> kurşun yağdı oluk oluk<br /> ve gaz -ve katran, ne cam kaldı ne çerçeve<br /> ne de kapısı çarpıp duran<br /> ırza geçti karın deşti, kundak söktü<br /> yerler kızıl-kan<br /> adı Maraş, adı Kahraman</p><p>fetva verdi- sırt sıvazladı<br /> mehdilerin-imamların yazan kalemi<br /> kin kustu salyalı dili<br /> ne adınaydı, kim içindi<br /> basıp geçti kömürleşen çığlıkların üstünden<br /> elhamdülillah dedi</p><p>bin kat daha çoğaldı yedi başlı ejderhanın alevi<br /> her cüsse bir silah, her düşünce bir mermi<br /> canlar ölümün menzilindeydi</p><p>aldı kara-sını Ankara’nın<br /> orası neresiydi, o hangi şehirdi<br /> kara yeller esti sokaklarında<br /> gözyaşı kana-kesti<br /> kulağı sağırdı, gözü kördü<br /> hiç kimse duymadı anaların iniltisini</p><p>taş yürekler neyi anlatır gözlerine bakınca<br /> gül açar mı soluğunda<br /> adı nedir<br /> gazi midir, katil midir Madımağın</p><p>sustular bedenlerin yangınına, duman kokusuna<br /> sustu yol yolak, yağmurlara uzak topraklar sustu</p><p>gözleri karanlığa açılan pencere<br /> çılgın korosu ile girdiler silip süpürmenin yörüngesine<br /> rengarenk nefretler uçuştu putlarında<br /> uzadı bacakları suçun</p><p>karanlığın çatlayan kabuğunda inanç bahçıvanları<br /> ölümlerden ölüm beğendiren, çağın kambur cellatları<br /> budarken fidanları</p><p>varsın kazıya dursunlar<br /> tarihin bilicinde tomurcuklanıyor kuruyan ağaçlarımız<br /> bahçelerimiz ülke kadar büyük şimdi</p></div></td></tr><tr><td width="100%"></td></tr><tr><td align="left" width="100%"><strong> </strong></p><p align="left"><strong>Müsade Özdemir</strong></p></td></tr></tbody></table><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><div><div><span style="color: #008000;"><br /> </span></div></div><p>Vefa ve tarih bilinci ile ilgili şiirler,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili yazılar,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili hikayeler,disiplin ile ilgili sözler,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili sloganlar,Vefa ve tarih bilinci ile ilgili şiirler,Vefa ve tarih bilincila ilgili şiir,Vefa ve tarih bilincila ilgili yazı,Vefa ve tarih bilinci şiirler</p><p>&nbsp;</p><p>Mart ayı vefa ve tarih bilinci  değerler eğitimi ŞİİRLERİ, vefa şiir, şiiri, şiirleri,  , vefasızlık,şiir, şiiri, şiirleri, vefalı, vefa ve tarih bilinci,şiir, şiiri, şiirleri,tarih, şanlı tarih, ulu tarih, tarihimiz, tarih bilinci, fuzulu vefa şiiri, vefa şaiirleri, değerler eğitimi şiirleri,şiir, şiiri, şiirleri,</p><p>değerler eğitimi, disiplin, sorumluluk, ŞİİRLERİ, şiir, şiiri, şiirleri, dörtlük, dörtlükleri,</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-siirler.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> <item><title>vefa ve tarih bilinci  EN GÜZEL VE ANLAMLI  ÖZLÜ SÖZLER</title><link>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-en-guzel-ve-anlamli-ozlu-sozler.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-en-guzel-ve-anlamli-ozlu-sozler.html#comments</comments> <pubDate>Thu, 16 Feb 2012 16:47:08 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Tarihi Bilgiler]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63230</guid> <description><![CDATA[VEFA ÜZERİNE EN GÜZEL VE ANLAMLI  ÖZLÜ SÖZLER Vefa ve samimiyet ilk prensipleriniz olmalıdır. Konfüçyus ahidlere vefa etmek akılla olur. Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur. Ahmet Bin Kays Vefasızın meclisinde bade içilmez. ZİYA PAŞA Tırnağın var ise başın kaşı Kimseden kimseye vefa yoğ imiş. KARACAOĞLAN Vefasız denmek için sevilmiş olmak lazım. RACINE Kadın ne kadar az hoşa giderse o kadar vefalı olur. TOLSTOY Bülbülden vefa ummayın; çünkü her dem başka bir gül üzerinde [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><strong>VEFA ÜZERİNE EN GÜZEL VE ANLAMLI  ÖZLÜ SÖZLER</strong></p><p>Vefa ve samimiyet ilk prensipleriniz olmalıdır. Konfüçyus</p><p>ahidlere vefa etmek akılla olur.</p><p>Cömertlik olmayınca malın, vefa olmayınca arkadaşın hayrı yoktur. Ahmet Bin Kays</p><p>Vefasızın meclisinde bade içilmez. ZİYA PAŞA</p><p>Tırnağın var ise başın kaşı Kimseden kimseye vefa yoğ imiş. KARACAOĞLAN</p><p>Vefasız denmek için sevilmiş olmak lazım. RACINE</p><p>Kadın ne kadar az hoşa giderse o kadar vefalı olur. TOLSTOY</p><p>Bülbülden vefa ummayın; çünkü her dem başka bir gül üzerinde öter. Sadi</p><p>Yalancı, dolancı adam, dinde vefakâr olmadığından her an yeminini bozar. Mevlana</p><p>Şeytan gibi hasetçi değilsen dâva kapısını bırak da vefa kapısına gel! Mevlana</p><p>Yaşam gülmeyi ,sevgi hak etmeyi, vefa unutmamayi, dostluk sadik kalmayi bilenler içindir !!!! Mevlana</p><p>Solar bu güllerim geride tek dikenle anılırım&#8230;Sagopa KAJMER</p><p>Seni bana olan sevgine emanet ediyorum, Eğer sevgin büyükse yanlış yapmanı engeliyecektir.Ahmet Yaman</p><p>Dünyanın en mert erkekleri az söz verir, ancak verdiği sözü mutlaka yerine getirir.Jean Jacques Rousseau</p><p>Bülbülden vefa ummayın; çünkü her dem başka bir gül üzerinde öter.Şeyh Sadi Şirazi</p><p>Doğa, insanların verdiği sözlere önem vermez.Aldous Huxley</p><p>Bugünün sözünü tutuyorsan, yarın da tutacaksın demektir.Geoffrey Fenton</p><p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p><p><strong>TARİH ÜZERİNE EN GÜZEL VE ANLAMLI  ÖZLÜ SÖZLER</strong></p><p>&nbsp;</p><p>Tarih, başka başka insanlara ve zamanlara rastlayan vak’aların tekrarlamasından başka bir şey değildir.<br /> Chateaubriand<br /> Tarih; mâzîyi geleceğe taşır, olayları tekerrür zincirine bağlar, durur.</p><p>Tarih; cinâyetlerin ve felâketlerin bir tutanağıdır.<br /> Voltaire</p><p>Tarih; imansızlık ve ahlâksızlık harabeleriyle doludur. A. Şeref Güzelyazıcı</p><p>Tarih; geçmişte yapılmış, şu anda elimizde olan ve fakat istikbâli gösteren bir dürbündür.</p><p>Geçmişin yıkıntıları, bugünün uyarılarıdır. George Bancroft</p><p>Tarih, muazzam bir erken uyarı sistemidir. Norman Coisins</p><p>Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer. Voltaire</p><p>Büyük adamlar tarihi, tarih de büyük adamların yaptıklarını süslemiştir. La Bruyere<br /> Tarih, geçmişi yargılamaktan başka bir şey değildir. Alain</p><p>Tarih; okuyana, kendi gözünün görme derecesine göre, yol gösteren bir kılavuzdur. J.J.Rousseau</p><p>Tarih, faydası herkesi kapsayan bir ilimdir. Yaşanılan çağın olaylarıyla, eski çağın olaylarını karşılaştırıp sonuca varmak gerekir. Nâimâ</p><p>Tarihin başlıca faydası; öncekilerin iyi ve kötü işlerini bize öğretmesidir. L. Chesterfield</p><p>Tarih ile efsânenin amacı birdir: Geçici insanda ebedî insanı anlatmak. V. Hugo</p><p>Dünyayı idâre edenler ölülerdir. Gustave Le Bonn</p><p>Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler. Çin Sözü</p><p>Bir çınar için toprak altındaki kökleri ne ise -ve bu kökler kurudukça çınar nasıl kurumaya başlarsa- bir millet için de tarih odur. Tarihini bilen millet, kökü sağlam çınar gibidir. Zamanla eski âdet ve anânesini, yaşayış tarzını unutan, tarihini bilmeyen, ecdâdının neler yapmış olduğundan haberi olmayan bir millet, kendini ayakta tutan köklerinden birkaçını kurutmuş demektir. Tarih okuyarak onu sulamak lâzımdır. Kâzım Paşa</p><p>Tarih okuyanın aklı çoğalır. İmam Şâfiî</p><p>Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer; her ikisinin de karaya oturmak tehlikesi vardır. A. Cevdet Paşa<br /> Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan yarını göremez, yarını inşâ edemez; hattâ dünden gelen hamlelerin nedenlerini bile düşünemez. Abdülbâki Gölpınarlı</p><p>Batı ülkelerinde bir lise öğrencisi eski metinleri okur ve anlar. Siz bir harf devrimi yaptınız, eski metinler kütüphanelerde kaldı. Eski metinler, zamanında çok ağdalı idi. Binâenaleyh Türk tarihçisine çok önemli vazife düşmektedir. Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer. B. Lewis</p><p>Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imhâ ise nesilleri mâzisinden, tarihinden ve bilhassa millî ve mânevî değerlerinden koparmakla mümkündür. Bernard Lewis</p><p>Tarih şuuru, sâdece geçmişin geçmişliğini bilmek değil; onun hâlde de var olduğunu anlamak demektir. T. S. Eliot</p><p>Tarihinin sürekliliğini kaybeden bir millet, herşeyini kaybetmeye mahkûmdur. Hâfızası parça parça kopmuş bir akıl hastası gibi, geçmişiyle, hâtıralarıyla ve benliğini terkib eden bütün varlık unsurlarıyla ilgisi kesilmiştir. Yabancı tesir ve müdâhalelere, yabancı korumaya hazır ve muhtaç bir hâlde, önce bağımsızlığını sonra da bütün millî şahsiyetini ve varlığını kaybeder. Peyâmi Safâ</p><p>Tarihini ve düşmanını bilmeyen millet, kolayca düşer, yok olur. Çin Sözü</p><p>Tarih, ihtiyatsızlar için merhametsizdir. Dozy’nin İslâm Tarihi (Anıt. Küt. Atatürk bu sözün altını çizmiş.)</p><p>Geçmiş inkâr edilemez; geçmişine taş atanın, geleceğine gülle atarlar. Bahtiyar Vahabzâde</p><p>Geçmişini inkâr eden millet, babası bilinmeyen veya babasını inkâr eden çocuğa benzer; ya piçtir, yahut nankördür. Piç olmak kaderdir, nankörlük ise alçaklıktır. Kadircan Kaflı</p><p>Türk tarihini Cumhuriyet’le başlatmak isteyen sapıkları; mâzi, din, an’ane, ecdâd tanımayan bizim mâhut nihilistleri düşündükçe İgnatus Donnely (1831-1901) adlı bir Amerikan politikacının Demokrat partililer aleyhinde söylediği bir nutkunun şu cümlesi aklıma geliyor: “D. Partililer bir katıra benzerler; ne ecdâdlarıyla iftihar edebilirler, ne de adlarını devam ettirebilecek evlâtlarının ümitleriyle yaşarlar.” Nejat Muallimoğlu</p><p>Milletlere bir tarih kitabında anlatılan yalan, yanlış ve çarpıklığın tesirini, o milletin hâfızasından ancak üç nesil sonra silebilirsiniz. Büyük Tarihçi Michelet<br /> Ölenleriyle henüz doğmamış olanları arasında bir kö<acronym title="Google Page Ranking">pr</acronym>ü kuramayan milletlerin, yaşamaya hakları yoktur. N. Muallimoğlu</p><p>Gelenekçilik, yaşayanları ölü varsaymak değil; ölüleri yaşıyor varsaymaktır. G.K. Chesterton</p><p>Müstakbeli bul sen de koşanlarla bir ol da<br /> Mâzîyi fakat yıkmaya kalkışma bu yolda<br /> Ahlâfa döner korkarım eslâfa hücûmu<br /> Mâzîsi yıkık milletin âtîsi olur mu? Mehmet Âkif Ersoy</p><p>(Devlet arşivini kilo ile Bulgarlara satan İttihad ve Terakkî’ye):<br /> Bundan birkaç yüz sene evvel uyananlar,<br /> Bugün hâlâ uyuyanları görsün.<br /> Efsânesi kaybolsa kıyâmet koparanlar,<br /> Tarihini okkayla satanları görsün!?. M. Cemal Kuntay</p><p>Tarihimi kefenlik bir bez gibi dürdüler..<br /> Beni dirilmesi yok ölümle öldürdüler. Ozan (1967)</p><p>İnanmıyorum bana öğretilen tarihe! N. Fazıl Kısakürek (1947)</p><p>Ben de tarih okudum, âlemi elbet bilirim. Mehmet Âkif Ersoy</p><p>Altın bir devir idi; hatırla geçmiş günü<br /> Baştan başa cihânı tutmuş ecdâdın ünü. Lâedrî</p><p>Donanma ordu yürürken muzafferen ileri<br /> Üzengi öpmeye hasretti, garbın elçileri. M. Akif Ersoy</p><p>Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz;<br /> Gelmişiz dünyaya” insanlık”nedir,öğretmişiz.<br /> &#8230; Bir taraftan dinimiz, ahlâkımız, irfânımız;<br /> Bir taraftan seyfe makrûn adlimiz, ihsanımız&#8230; Mehmet Âkif Ersoy</p><p>Gök kubbeyi delmiş, yedi iklimde minâre<br /> Göstermiş asırlarca ölümsüz bir idâre. Yusuf Bakalım</p><p>Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı Tekbîr<br /> Bulur mu deli rüzgâr o sedâyı: “Allah Bir!” N. Fazıl Kısakürek</p><p>Kopmuşuz bizler o öz varlık olan manzaradan<br /> Bahseder gerçi duyanlar o onulmaz yaradan.<br /> Derler ki: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük<br /> Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. Y. Kemal Beyatlı</p><p>Yazıklar oldu bizim târihî şânımıza<br /> “Kâfir ağlar, bizim ahvâl-i perîşânımıza!” (İkinci mısrâ Fuzûlî’nin)</p><p>Ben şehitler çocuğu.. bir hâl olmuşum<br /> Ben bende değil.. ben, bana yâd olmuşum! Nihad Yazar</p><p>El-âlem çalışıyor, fethetmeye Merih’i;<br /> Sen cebinde kaybettin, güneş dolu tarihi! Necip Fazıl (1972)</p><p>Selçukîyim, yirminci asırda doğsam da!<br /> Osmanlıyım, cumhuriyet çocuğu olsam da! Fethullah Gülen</p><p>Dün ne olmuşsa, bugün de aynı şeyler oluyor; güneş altında yeni şeyler yok.</p><p>“Tarih”i “tekerrür” diye târif ediyorlar<br /> Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? Mehmet Âkif Ersoy</p><p>Tarih değil, hatâlar tekerrür ediyor. Abdulhamid Han</p><p>* Bu bölümde yer alan sözler;<br /> emekli eğitimci Mustafa TAŞÇI&#8217;nın &#8220;Nesillerden Nesillere Armağan Sözler Hazinesi&#8221; adlı eserinden kısmen alınmıştır.</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>Mart ayı vefa ve tarih bilinci değerler eğitimi ÖZLÜ SÖZLER,vefa ve tarih bilinci özlü söz, vefa ve tarih bilinci, özlü söz, özlü sözler, güzel sözler, deyimler, ünlülerden sözle</p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/vefa-ve-tarih-bilinci-en-guzel-ve-anlamli-ozlu-sozler.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>2</slash:comments> </item> <item><title>Disiplin ve sorumluluk ile ilgili sözler,disiplinle ilgili siir,disiplin ve sorumlulukla ilgili şiirler</title><link>http://www.yeniodev.com/disiplin-ve-sorumluluk-ile-ilgili-sozlerdisiplinle-ilgili-siirdisiplin-ve-sorumlulukla-ilgili-siirler.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/disiplin-ve-sorumluluk-ile-ilgili-sozlerdisiplinle-ilgili-siirdisiplin-ve-sorumlulukla-ilgili-siirler.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 13 Feb 2012 16:15:14 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Egitim Öğretim]]></category> <category><![CDATA[Eğitimm]]></category> <category><![CDATA[disiplin ile ilgili şiir]]></category> <category><![CDATA[disiplin ile ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili kompozisyon]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili şiir]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili sözler]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazı]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazı şiir resim]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazılar]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumlulukla ilgili şiir]]></category> <category><![CDATA[disiplin ve sorumlulukla ilgili şiirler İlgili yazılar]]></category> <category><![CDATA[disiplinle ilgili siir]]></category> <category><![CDATA[disiplinle ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[disiplinle ilgili yazı]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category> <category><![CDATA[sorumluluk ve disiplin ile ilgili şiirler]]></category> <category><![CDATA[sorumluluk ve disiplin ile ilgili yazı]]></category> <category><![CDATA[sorumluluk ve disiplin ilgili yazı]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63226</guid> <description><![CDATA[BENİM SORUMLULUKLARIM Yatağımı toplarım, Pijamamı katlarım, İşimi bırakmam kimseye, Bunlar benim sorumluluklarım.. Dersimi zamanında yapar, Çantamı erkenden hazırlarım, Hiçbirinden sıkılmam, Bunlar benim sorumluluklarım! Dişlerimi fırçalar, Ayakkabımı boyarım, Kendi işimden kaçamam ki, Bunlar benim Sorumluluklarım! SON SÖZ MİLLETİMİZİN SORUMLULUKLAR HEP SİZİN Güvenmeli millete Uğramayın illete Bundan sonra ne olur Bu canım cemiyete Son söz milletimizin Sorumluluk hep sizin Halkı küçük görmeyin Düşünmeli her beyin İleriye gidilmez Yüzlerde olursa kin Son söz [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BENİM SORUMLULUKLARIM</strong><br /> <strong> Yatağımı toplarım,</strong><br /> <strong> Pijamamı katlarım,</strong><br /> <strong> İşimi bırakmam kimseye,</strong><br /> <strong> Bunlar benim sorumluluklarım..</strong></p><p><strong>Dersimi zamanında yapar,</strong><br /> <strong> Çantamı erkenden hazırlarım,</strong><br /> <strong> Hiçbirinden sıkılmam,</strong><br /> <strong> Bunlar benim sorumluluklarım!</strong></p><p><strong>Dişlerimi fırçalar,</strong><br /> <strong> Ayakkabımı boyarım,</strong><br /> <strong> Kendi işimden kaçamam ki,</strong><br /> <strong> Bunlar benim Sorumluluklarım!</strong></p><p><strong>SON SÖZ MİLLETİMİZİN SORUMLULUKLAR HEP SİZİN</strong><br /> <strong> Güvenmeli millete</strong><br /> <strong> Uğramayın illete</strong><br /> <strong> Bundan sonra ne olur</strong><br /> <strong> Bu canım cemiyete</strong><br /> <strong> Son söz milletimizin</strong><br /> <strong> Sorumluluk hep sizin</strong><br /> <strong> Halkı küçük görmeyin</strong><br /> <strong> Düşünmeli her beyin</strong><br /> <strong> İleriye gidilmez</strong><br /> <strong> Yüzlerde olursa kin</strong><br /> <strong> Son söz milletimizin</strong><br /> <strong> Sorumluluk hep sizin</strong><br /> <strong> Dost ve düşmanı tanı</strong><br /> <strong> Boş geçirme o anı</strong><br /> <strong> Eller kollar kalkmazsa</strong><br /> <strong> Üzersin tatlı canı</strong><br /> <strong> Son söz milletimizin</strong><br /> <strong> Sorumluluk hep sizin</strong></p><p><strong>SORUMLULUK DUYGUSUYLA YAŞIYOR</strong><br /> <strong> Tarihten aldığı ana mirası</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong><br /> <strong> Ekim devrimidir çağın davası</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong></p><p><strong>Emeğim değerim alnımın teri</strong><br /> <strong> İşçi sınıfımın örgütlü yeri</strong><br /> <strong> Bin dokuz yüz yirmi doğum tarihi</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong><br /> <strong> Sınırsız sınıfsız ana davası</strong><br /> <strong> Ne yaman geçiyor sınıf kavgası</strong><br /> <strong> Enternasyolalizmin bayrağı marşı</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong></p><p><strong>sorumlu olaım</strong></p><p><strong>SORUMLU OLALIM</strong></p><p><strong>SORUMLU OLALIM</strong><br /> <strong> SORUMLU OLURSAK EĞER</strong><br /> <strong> BİZİ HERKES SEVER</strong><br /> <strong> SORUMLULUK GÜZELDİR</strong></p><p><strong>TABİİ Kİ BİLENLERE</strong><br /> <strong> HER SORUMLULUK AYNI DEĞİLDİR</strong><br /> <strong> GÖREVDEN GÖREVE DEĞİŞİR</strong><br /> <strong> SORUMLULUK GÜZELDİR</strong></p><p><strong>LÜTFEN SORUMLU OLALIM</strong><br /> <strong> KURALLARA UYALIM,</strong><br /> <strong> SORUMLU OLMAZSAK EĞER</strong><br /> <strong> BİZ CAHİLMİŞİZ MEĞER</strong></p><p><strong>Gençlik</strong></p><p><strong>Sevgi nedir bilmeden,</strong><br /> <strong> sevginin içine düştüm.</strong><br /> <strong> gençliğimi ararken,</strong><br /> <strong> sorumluluk sahibi oldum.</strong><br /> <strong> yolun ortasındayım,</strong><br /> <strong> gözüm arkamda,</strong><br /> <strong> sorumluluk yanımda. SÜper bi şiir bunu yazana tbrk ediyorumödewim için bunu kullandım sizede TAVSİYE EDERİM</strong><br /> <strong> bazen görüyorum,</strong><br /> <strong> birşey yapamıyorum,</strong><br /> <strong> sorumluluk bana bakıyor,</strong><br /> <strong> yüreğimi yakıyor.</strong><br /> <strong> ben yoluma devam ediyorum,</strong><br /> <strong> gözüm arkamda,</strong><br /> <strong> sorumluluk yakamda.</strong></p><p><strong>Murat Teyin</strong></p><p><strong>Sorumluluk Duygusuyla Yaşıyor</strong></p><p><strong>Tarihten aldığı ana mirası</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong><br /> <strong> Ekim devrimidir çağın davası</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong></p><p><strong>Emeğim değerim alnımın teri</strong><br /> <strong> İşci sınıfımın örgütlü yeri</strong><br /> <strong> Bin dokuzyüz yirmi doğum tarihi</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong></p><p><strong>Sınırsız sınıfsız ana davası</strong><br /> <strong> Ne yaman geçiyor sınıf kavgası</strong><br /> <strong> Enternasyolalizmin bayrağı marşı</strong><br /> <strong> Sorumluluk duygusuyla yaşıyor</strong></p><p><strong>Yatağımı toplarım,</strong><br /> <strong> Pijamamı katlarım,</strong><br /> <strong> İşimi bırakmam kimseye,</strong><br /> <strong> Bunlar benim sorumluluklarım..</strong><br /> <strong> sorumluluk ile ilgili şiir</strong></p><p><strong>BENİM SORUMLULUKLARIM</strong></p><p><strong>Dersimi zamanında yapar,</strong><br /> <strong> Çantamı erkenden hazırlarım,</strong><br /> <strong> Hiçbirinden sıkılmam,</strong><br /> <strong> Bunlar benim sorumluluklarım!</strong></p><p><strong>Dişlerimi fırçalar,</strong><br /> <strong> Ayakkabımı boyarım,</strong><br /> <strong> Kendi işimden kaçamam ki,</strong><br /> <strong> Bunlar benim Sorumluluklarım!</strong></p><p><strong>bn bir şiir ayzdım</strong><br /> <strong> ben öğrenciyim</strong><br /> <strong> sorumluluğum ders çalışmak</strong><br /> <strong> ben öğretmneim</strong><br /> <strong> sorumluluğum bilgi aktarmak</strong><br /> <strong> ben ressamım</strong><br /> <strong> hep resimler yaparım</strong><br /> <strong> ben şöförüm</strong><br /> <strong> yolcularımı taşırım</strong><br /> <strong> ben mimarım</strong><br /> <strong> yaılar tasarlarım</strong><br /> <strong> ben terziyim</strong><br /> <strong> kıyafetler dikerim</strong><br /> <strong> sorumluluğunu bilirsen</strong><br /> <strong> yerine getirirsen</strong><br /> <strong> göreceksin bak</strong><br /> <strong> işlerin aksamayacak</strong></p><p><strong>sorumluluklar</strong><br /> <strong> etrafımda dolanır</strong><br /> <strong> bıktım diyemem</strong><br /> <strong> annem peşimden dolanır</strong></p><p><strong>ah ne zor sorumluluklar</strong><br /> <strong> yapmaktan bıktım artık</strong><br /> <strong> ne zaman bitecek</strong><br /> <strong> iple çeker dururum</strong><br /> <strong> seker kız</strong></p><p><strong>disiplin ile ilgili şiirler,disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazı,disiplin ve sorumlulukla ilgili şiir,disiplin ve sorumluluk ile ilgili kompozisyon,disiplin ve sorumluluk ile ilgili şiirler,sorumluluk ve disiplin ile ilgili şiirler,sorumluluk ve disiplin ilgili yazı,disiplin ve sorumluluk ile ilgili şiir,sorumluluk ve disiplin ile ilgili yazı,disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazı şiir resim,disiplin ve sorumluluk ile ilgili yazılar,disiplinle ilgili şiirler,disiplin ile ilgili şiir,disiplinle ilgili yazı,disiplin ve sorumluluk,disiplin ve sorumluluk ile ilgili sözler,disiplinle ilgili siir,disiplin ve sorumlulukla ilgili şiirler</strong><br /> <strong> İlgili yazılar</strong></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/disiplin-ve-sorumluluk-ile-ilgili-sozlerdisiplinle-ilgili-siirdisiplin-ve-sorumlulukla-ilgili-siirler.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>29</slash:comments> </item> <item><title>Cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari Cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı</title><link>http://www.yeniodev.com/cumhuriyetten-onceki-insanlarin-yasantilari-cumhuriyetten-once-insanlar-nasil-yasardi.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/cumhuriyetten-onceki-insanlarin-yasantilari-cumhuriyetten-once-insanlar-nasil-yasardi.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 13 Feb 2012 15:32:53 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Egitim Öğretim]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyet öncesi insanlar nasıl yaşardı]]></category> <category><![CDATA[Cumhuriyet'ten önceki ve sonraki yaşantı nasıldı]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önce insanların yaşamı]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önce insanların yaşantıları]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanlar nasıl yaşardı]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanların yaşamları]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nasıldı]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nelerdir]]></category> <category><![CDATA[cumhuriyetten önceki insanların yaşantısı]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63217</guid> <description><![CDATA[Osmanlı Devleti 13 yy’ın sonlarından 20 yy’ın ilk çeyreğine kadar varlığını sürdürmüş, bu çerçeve içerisinde ilk iki yy yayılma ve genişleme yy’ı olmuştur Siyasi ve kültürel açıdan hızlı bir gelişme kendisini, Osmanlı’nın zirvesi 15- 16 ve 17 yy kalsil dönem Osmanlının tüm kurum ve kuruluşlarıyla kendi içinde ve dışında mükemmelliğe ulaştığı en parlak dönemdir Kalasik dönemde Osmanlı İmparatorluğu uçsuz bucaksız sınırlara ulaştığında neredeyse sonsuz diyebileceğimiz ırklar manzumesine sahipti Hiç şüphe [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #003300;"><strong>Osmanlı Devleti 13 yy’ın sonlarından 20 yy’ın ilk çeyreğine kadar varlığını sürdürmüş, bu çerçeve içerisinde ilk iki yy yayılma ve genişleme yy’ı olmuştur</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Siyasi ve kültürel açıdan hızlı bir gelişme kendisini, Osmanlı’nın zirvesi 15- 16 ve 17 yy kalsil dönem Osmanlının tüm kurum ve kuruluşlarıyla kendi içinde ve dışında mükemmelliğe ulaştığı en parlak dönemdir</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Kalasik dönemde Osmanlı İmparatorluğu uçsuz bucaksız sınırlara ulaştığında neredeyse sonsuz diyebileceğimiz ırklar manzumesine sahipti Hiç şüphe yok ki, böyle bir yapılanma çok kültürlü idi Dil, etnisite ve din farklılıkları resmi dilin Türkçe olmasına karşın düşünüldüğünde, bir Türk haritası çizmiyordu Ve Müslümanlığı kabul etmiş bir kişinin kendi etnik ve kültürel özelliklerinden vazgeçmesi gelenek ve göreneklerini kısacası yaşayış tarzını, terk etmek zorunluluğu yoktu (1)Fakat Osmanlı İmparatorluğu’nun tebaası,yaşam düzeyi ve kültürü açısından biribirine çok benzerdi Bu benzerlikte muhtelif din ve dile tabi olmak çok şey ifade etmezdi(2)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Bu doğrultu da sosyal hayatın merkezi Osmanlı kentlerinde yaşam, özellikle ulaşım ve ekonomi gibi bazı koşullara bağlı olarak gelişmiştir Osmanlı kentleri ticaret ve siyasetin merkezi olmasının yanında özellikle zengin kesimin yerleşim alanıydı</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Omsalı kentlerinin 1580 dolaylarında ki konumunu gösteren bir haritada yüksek bir kentleşme düzeyine ulaşmış üç bölge saptanabilir: Ege kıyısında Gediz Çayı ve Büyük Menderes arasındaki ki bölge, Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın yaşadığı kısımları ve bu çalışmanın kapsadığı alan Dicle ve Fırat vadileridir Kızılırmak, Yeşilırmak bölgesinin büyük kısmı, Kastamonu sancağına, dolayısıyla Anadolu vilayetine dahil birkaç kentin varlığına karşın, Rum vilayetleri sınırları içerisinde idi B u nedenle Kızılırmak ve Yeşilırmak yakınında ki kent topluluğu Rum vilayeti kentleri olarak adlandırılmaktaydı Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz vadilerinde ki kent yığılmasını, Rum vilayetlerine göre çok daha düşüktü Ama Ege bölgesi, komşu yörelerle karşılaştırıldığında oldukça sık bir kentsel yerleşim örgüsüne sahipti (3)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Küçük ve iyice bölünmüş cemaatler halinde yaşayan Osmanlıların kendi kentlerini fazla umursamadıkları izlenimi edinmek de mümkündür Çünkü eski araştırmacılara göre önem verilen şeyler sadece din ve aile yaşamıydı, yani bir yandan camiler ya da kiliseler, öte yandan da konutlar Bu toplumsal yapı da gerçek anlamda bir kent bilincine yer kalmamış oluyor</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Ama günümüzde yapılacak araştırmaların bu tabloyu değiştireceği kesindir Dini bağ kuşkusuz önemliydi, ama bu, daha başka bağların yok sayılması anlamına gelmiyordu (4)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>15 ve 16 yy&#8217;lar da Anadolu kentlerinin fiziksel görüntüsü Selçuklu beylikler döneminden itibaren pek büyük bir değişiklik göstermedi, kentler fiziki özelliklerini korudu</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Temel yerleşme birimi eskiden olduğu gibi genellikle bir dini yapının ya da bir pazarın etrafında gelişmiş olan mahalle idi</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Her mahalle kendi gelenekleri ve yaşam tarzları farklı cemaatleri içine alıyordu Mahallenin yerleşikleri dini inanç, ekonomik meşkale ve onları komşularından ayıran ve birey yapan faktörlerle birbirine bağlanmışlardı İbadet yeri ya da Pazar yeri, bütün mahallenin ortak faaliyeti gerektiğinde açılar ve genişletilen cemaat merkezini oluşturuyordu Bu yüzden mahalle kent yaşamının fiziksel merkezi olduğu kadar bütün yerleşiklerinin katıldığı bir loncanın ve ya milletin yerel birimi olarak düşünülebilir</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Daha Selçuklulardan beri gayri Müslim mahalleleri ile Türk mahalleleri kaynaşmamış ayrı ayrı kurulmuşlardı Bu durum Anadolu&#8217;ya geçen gezginlerinde dikkatini çekmiştir Ancak gözlemlerinde zellikle Ermeni nufüsla Türklerin çok iyi anlaştığını belirtmişlerdir XVIyy&#8217;da Anadolu&#8217;ya Schwcigger safça bir yaklaşımla bu iyi geçinmenin sebebini, bir Ermeni rahibin Hz Muhammed&#8217;e çok evvelden peygamberliğini müjdelemesine bağlamaktadır(5)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Osmanlı kentleri, genelde beş ile yüz arasında ailenin yaşadığı mahallelere bölünmüştü, ama örneğin Halep de görüldüğü gibi daha büyük mahallelerde oluyorduEn sık karşılaşılan otuz kırk ailenin yaşadığı mahalelerdi Çoğunlukla aynı mahallede aynıdinden, etnik köşeden ya da mezhepten olanlar yaşardı Bununla birlikte bir mahalleye yabancı insanların gelip yerleştiği ve bunun sonucunda mahallenin başlangıçtaki niteliğinin zamanla değişikliğe uğradığı az olurdu Mahalle sakinleri mahallelerine giren çıkanı denetlemeye çalışırlardı, bu yüzden arabaların geçmesine olanak veren genişçe sokakların sayısı oldukça azdı Hatta karışıklık dönemlerinde birbirinden duvarlarla ayrılmış mahallelerde görülmüştü Pek çok çıkmaz sokak vardıVe bunların çoğundan herkez geçemezdi(6) Anadolu&#8217;da ilk çağdan beri devam eden geniş sokak ve meydan geleneği Selçuklu ve Osmanlı döneminde yavaş yavaş kayboldu Dışa dönük yaşam biçimi giderek dar sokak ve avlu ile içe dönük bir görüntü kazandı Dar sokakla avlunun mahrumiyeti sürdürüldü(7)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Kent içi evlerinin bahçeli olanları az görülüyordu ama avlularında birkaç ağaç ya da bazen süs bitkileri bulunurdu Zenginler bahçelerine fıskıyeli süs havuzları yaptırırlardı ama yazları doğanın tadını çıkarmak için yazlığa giderlerdi Zengin ailelerin çoğunun kent dışında bağları bahçeleri vardı Dükkan sahipleri ve zanaatkarlarında yazlıklara igtmesiyle kentler epeyce boşalırdı(8) Bunlar gibi bir çok şehir halkı da yazı bağ evinde geçiriyordu Burada ki evlere sayfiye evi denirdi Burada da üretim devam ederdi Esnaf ve ya memur olan evin erkekleri, haline göre ve uzaklığa göre bağları ya eşekle ya basit bir arabayla gündelik gidip gelirlerdi Çünkü şehirde işleri devam etmekteydi(9)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Bu mevsimde özellikle kadınlar rahat ederlerdi Ağaçlar bahçelerin içinin dışardan görünmesini engellediği ve çevre de oturanlar akraba ya da tanıdık olduğu için, yabancı erkekler kadınları görmesin diye kentteki gibi önlem almak gerekmezdi(10)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Geleneksel ailenin yapısı içinde en önemli üye kadındır Fakat gerek aile içindeki gerekse toplumda ki statüsü, üretim fonksiyonu ile orantılı değildir Kadının aile ve toplum içindeki konumu çocukların sayısı ve yaşlılık ile yükselirdi(11)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Bu doğrultu a Osmanlı toplumunda aile&#8217;nin günlük yaşamı, her yerde her zaman olduğu gibi çocukların eğitimi ve beslenmesi, karı koca ve hayatın yükünün paylaşılması, evin idaresi, sağlık ve beslenme sorunlarının çözülmesi ve gündelik uygulaması etrafında oluşur Bu saydığımız sorunların çözümü ve gündelik uygulamaya konusu aynı zamanda bir toplumun kültürel hayatı ve kurumlarını oluşturur Çocuk aileyi devam ettirecek temel unsurdur Bu sebeple aile hayatı onun etrafında şekillenir (12)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Bu dönem de ki Osmanlı toplumu fakirdi Eyüp oyuncakları gibi basit tahta ve pişmiş toprakları dayanıksız oyuncaklarla oynarlardı Çocukların çoğu onu da bilmezl, kendi yaratıcıklarıyla toprak kule,fırın, çamur ev ve bebek, tahtadan yontma araba ve atla dünyalarını inşa ederlerdi O günün çocuğunun dünyası gulyabaniler,şamamalar ve ya Battal Gazi gibi kahramanlardan oluşurdu(13)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Halkın dünyasının eğlencesi ise şenlikler ve bayramlardı Bunların başında sünnet ve evlenme törenleri, Mekke&#8217;den dönen hacılar için düzenlenen alayar bir Yahudi ya da Hristiyan&#8217;ın ihtida edip Müslümanlığı seçtiğinde düzenlenen alaylar, çıktıkları seferden zaferle dönüldüğünde düzenlenen şenlikler ve padişah&#8217;ın düzenlediği şenlikler&#8217;den oluşurdu(14) Gerek Osmanlı gerekse Avrupalı yazarların mektuplarında, günlüklerinde çok büyük bir ilgi ile yaklaştıkları halde, halk şenliklerine pek az yer verdikleri gözlenir Bu iki olgu birbirine sıkı sıkı bağlıdır(15)(Osmanlı kültürü ve gündelik yaşam)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Hükümdar ve önde gelen devlet görevlileri bir esnaf alayı düzenlemesini kararlaştırıldığında, bu alayın ana çizgilerini belirleyen, onu düzenleyen esnaftan çok politik güç sahipleri olmuştur Üstelik bu alayı yazıya dökenler de olayı çoğu zaman aynı bakış açısıyla ele alarak padişahın gücünü, başka bir deyişle mutlakiyet yönetimini meşrulaştırmaya yönelmişlerdir Padişahın şenliklerde sadece izleyici olarak yer alması, onun geri planda kalması anlamına da gelmezdi 1582 ve 1720 yıllarında ki büyük şenlikleri gösteren minyatürlerin çoğunda, hükümdarın mahiyetiyle birlikte gösterileri izlediği çadır ya da balkonun hep kompozisyonun merkezine yerleştirildiği görülmektedir(16)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Padişah&#8217;ın düzenlediği şenliklerde karşılıklı verilen armağanlar da dikkat çekmektedir Biz genelde, yüksek devlet görevlilerin ve yabancı elçilerin armağanlarını biliyoruz ama padişah ile tebası da birbirine armağanlar verirlerdi</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Halkın kutladığı bayramlara gelince şeker ve kurban bayramlarında ziyafetler yapılır, olanaklar ölçüsünde şekerler ve tatlılar ikram edilir, çocuklara yeni giysiler alınırdı Peygamber&#8217;in doğum günü&#8217;de mevlit kandili olarak kutlanırdı 16 ve 17 yy&#8217;lar da Avrupalı müşterilere satmak üzere İstanbul yaşamından sahneler çizen reklamlar, perdeleri kapalı tahtırevanlar içinde damat&#8217;ın evine götürülen gelinlerin yer aldığı düğün alaylarınıda tasvir etmişlerdir Ayrıca herhangi bir tarikatla yakınlığı bulunan aileler, dergahı da yapılan törenlere katılırlardı(17)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Bu tür eğlence vesilelerinin dini bir bakımdan sorun oluşturmayacağı açıktır Osmanlı şenliklerini izlemiş Avrupa aristokratların ya da yüksek burjuvaların hepsi halkın davranışlarındaki düzen ve disiplini övmüşlerdi Bazı Avrupalılar, kendi kültür çevrelerinde sonradan erişilen bir nitelik olan disiplinli davranışı, Osmanlılarda zaten mevcut bir tutum olarak görüyorlardı</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>Osmanlı şenliklerinde sık sık karşılaşılan cambaz gösterileri, aynı havai fişek gösterileri gibi, rönesans Avrupa&#8217;sında ki eğlencelerde yer alırdı Bu şenliklerde halk kalfa ve çıraklarıyla birlikte ellerinde bayraklar, donanmalar ve müzikli oyunlar düzenler sokaklara dökülürdü Bazen de en sevilen bayram eğlencelerinden biri olan salıncaklarda sallanılırdı(18)</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>bu osmanlı yaşayış tarzı ondan sonrada savaşlar ve inklaplar</strong></span></p><p><span style="color: #003300;"><strong>cumhuriyetten önceki insanların yaşantılari,cumhuriyetten önce insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önce insanların yaşantıları,cumhuriyetten önce insanların yaşamı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nasıldı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantıları nelerdir,cumhuriyetten önceki insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşantısı,cumhuriyet öncesi insanlar nasıl yaşardı,cumhuriyetten önceki insanların yaşamları</strong></span></p> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/cumhuriyetten-onceki-insanlarin-yasantilari-cumhuriyetten-once-insanlar-nasil-yasardi.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>1</slash:comments> </item> <item><title>Paraşüt yapımı Paraşüt Yapımında Kullanılan Malzemeler</title><link>http://www.yeniodev.com/parasut-yapimi-parasut-yapiminda-kullanilan-malzemeler.html</link> <comments>http://www.yeniodev.com/parasut-yapimi-parasut-yapiminda-kullanilan-malzemeler.html#comments</comments> <pubDate>Mon, 13 Feb 2012 14:47:56 +0000</pubDate> <dc:creator>admin</dc:creator> <category><![CDATA[Egitim Öğretim]]></category> <category><![CDATA[ödev kapakları]]></category><guid isPermaLink="false">http://www.yeniodev.com/?p=63211</guid> <description><![CDATA[Alıntı: -Gerekenler- Kalın bir kumaş Kalın ve uzun bir ip Destek olarak plastik bardak Taşınacak malzeme -Yapılışı- Kumaşın birbirine paralel iki köşesi kesilir. İpler üstte kalan iki uzunluktan birbirlerine iliştirilir. (Ortada düğüm için yer kalmalıdır) Ortada düğüm yapılır. İpin kalanı düğümden aşağı atılır. Plastik bardak aşağı sarkan iplere iliştirilir. Deney için içine yumurta konulup bir kattan aşağı bırakılır. .. Alıntı: Paraşüt yapımı : Paraşütler genellikle, üçgen biçimli, çok katlı kumaş [...]]]></description> <content:encoded><![CDATA[<div>Alıntı:</div><table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="6"><tbody><tr><td><span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">-Gerekenler-</span></span><br /> <span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">Kalın bir kumaş</span></span><br /> <span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">Kalın ve uzun bir ip</span></span><br /> <span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">Destek olarak plastik bardak</span></span><br /> <span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">Taşınacak malzeme</span></span><br /> <span style="font-size: small;"><span style="font-family: 'Times New Roman';">-Yapılışı-</span></span><br /> <span style="font-family: 'Times New Roman';"><span style="font-size: small;">Kumaşın birbirine paralel iki köşesi kesilir. İpler üstte kalan iki uzunluktan birbirlerine iliştirilir. (Ortada düğüm için yer kalmalıdır) Ortada düğüm yapılır. İpin kalanı düğümden aşağı atılır. Plastik bardak aşağı sarkan iplere iliştirilir. Deney için içine yumurta konulup bir kattan aşağı bırakılır.</span></span></td></tr></tbody></table><p>..</p><div><div>Alıntı:</div><table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="6"><tbody><tr><td><span style="color: #3366ff;"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Paraşüt yapımı :<br /> </strong></span></span>Paraşütler genellikle, üçgen biçimli, çok katlı kumaş parçalarının birbirine dikilmesiyle yapılır. Paraşütün biçimini belirleyen parçalar, elektrikli makasla kesilir. Her parçanın, paraşüte gerekli biçim ve büyüklüğü verebilecek boyutlarda kesilmesi gerekir. Paraşüt yapımında maliyet önemli bir etmendir. Bu yüzden, belirli özellikleri verecek en yalın biçim seçilir. Paraşüt yapımında göz önünde bulundurulması gereken başka bir etmen de, kumaşların kısa zamanda hazırlanıp dikiş makinalarına gönderilmesidir. Bazı paraşüt fabrikalarında, zaman kazanmak amacıyla, otamatik patron makinaları kullanılır.</span><br /> <span style="color: #3366ff;">Havadan ikmal paraşütleri (havadan yardım malzemesi ve silah indirme) çok büyük olduklarından (bazı durumlarda 20 metre çaplı), beş bölümden oluşmaları öngörülmüştür. Birinci bölüm, güçlü hava basıncına dayanabilecek bir tepe bölümü, ötekiler de, hava akımını yayan ve direnç oluşturan daha hafif yapılı yan bölümlerdir. Bu yöntemin geliştirilmesiyle üç değişik büyüklükte paraşüt yapılmasını sağlayan kare biçimli kumaşların üretimine geçilmiştir. Her karenin bir kenarı 4 metre uzunluğundadır. Bunlar birbirlerine çarpraz birleştirilir. Beş kareden oluşan paraşüt 250 kg, on iki kareli 700 kg, yirmi kareden oluşan paraşütse 1200 kg taşıyabilir. Paraşütün öteki bölümleri de ayrı ayrı üretilir ve gerektiğinde kısa sürede birleştirilir.</span><br /> <span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Paraşüt Yapımında Kullanılan Malzemeler :</strong></span></span><br /> <span style="color: #3366ff;">İkinci Dünya Savaşı’ na kadarparaşütler, ya keten, pamuk ve ipek gibi doğal ipliklerden ya da viskoz ve asetat ipliği gibi seliloz liflerinden yapılmaktaydı. Keten ve pamuk ipliğinin kalın, ipeğinde pahalı olması nedeniyle, 1939′ da A.B.D. ve Almanya’ da naylonun bulunmasına kadar, yalnızca belirli biçimde paraşüt yapılabildi. Çok güçlü ve paraşütün açılması sırasında oluşan şoklara çok iyi dayanan naylon, kısa zamanda öteki doğal iplerin yerini aldı. Yeni geliştirilen yapım yöntemleriyle her türlü naylon iplik üretilebiliyordu. Naylon ipliğiyle dokunmöuş paraşüt kumaşının tek olumsuz yanı, sıcak bir ortamda yumuşayıp delinmesiydi. Bu sorunda, kumaşa ince bir slikon tabakası kaplanarak çözüldü. Ancak, naylon paraşütlerin korunmalarında en yalın yöntem, paraşütün çok dikkatli toplanıp katlanmasıdır. Paraşüt kumaşının silindirlerden geçirilmesiyle de dokumadaki ipliklerin yayılması ve geçirgenlik oranının düşmesi sağlanır. Kumaşa ince bir kaplama yapılmasıda yırtılma oranını düşürür.</span><br /> <span style="color: #3366ff;">Çapraz biçimli havada ikmal paraşütleri, polipropilen ipliğinden dokunmuş kumaşlarla yapılır. Bu madde, ucuz olmasının yanı sıra, sert ipliğin, paraşütün çok çabuk şişmesine yardımcı olduğunu da göstermiştir. Krepon kağıdı ve polietilen paraşütlerle de bazı deneyler yapılmış, ama bunların, malzeme ve üretim yöntemi olarak, seri üretime uygun olmadıkları anlaşılmıştır.</span><br /> <span style="color: #3366ff;">Naylon ipliğinden dokunmuş paraşüt kumaşları ve kolanlar, eskiden kullanılan keten ve pamuk gibi doğal ipliklerden yapılmış doğal kumaşlardan, hem daha az yer kaplarlar, hemde çeşitli işlemlerden geçirilip boyanarak, güneş ışınlarına daha dayanıklı bir hale getirilebilirler. Pilot kabininde uzun süre güneş ışınlarına maruz kalan paraşüt kolan ve bağlarının böyle bir özellik taşımaları oldukça önemlidir.<br /> Bilim ve Teknoloji Ansiklopedisi</span><br /> <span style="color: #ff0000;"><strong>Serbest Paraşüt Malzemeleri</strong> </span><br /> <span style="color: #3366ff;"><span style="color: #3366ff;"><strong>Harness</strong>: Paraşütlerin içinde bulunduğu çantaya denir. Ana ve yedek paraşütleri ve bacak kolonlarını içerir.<br /> <strong>Kubbe</strong>: Paraşütün kumaş kısmı. Paraşütçünün havada ilerlemesini sağlayan kısım. Özel kumaşlardan imal edilir.<br /> <strong>Lasta</strong>: Serbest düşüş pozisyonu. Kollar açık dirseklerden 90 derece kırık, bacaklar dizlerden 90 derece kırık. Vücut yere parallel olmalı.<br /> <strong>Lup</strong>: Havada takla atmak. Bacaklar içeri çekilir. Kollar ileri uzatılır hava itilerek başaşağı takla atılır.<br /> <strong>Drakkar</strong>: Öğrenci paraşütleri içinde en popüler olan kanat tipi paraşüt.<br /> <strong>Hi-tec</strong>: Paraşütün emniyet sistemi. 800ft. ayarlıdır. Bu yüksekliğe kadar ana ya da yedek herhangi bir paraşüt açılmamışsa devreye girerek direk yedek paraşütü açar.<br /> <strong>Sf</strong>: skydiving formation. İki veya daha çok kişinin elele tutuşarak serbest düşüşü.<br /> <strong>Crw</strong>: canopy relative work. İki veya daha çok kişinin açık kubbelerele birbirinin üstüne gelmesi.<br /> <strong>Downplay</strong>: Açık kubbelerle iki kişinin ayaklarını birbirine kenetleyip yere yatay durumda hızla ilerlemeleri. Çok tehlikeli olduğu için artık yapılması yasaklanmıştır.<br /> <strong>Budak atmak</strong>: Paraşütün kumanda iplerinden birini (sağ veya sol) sonuna kadar çekili tutarak irtifa kaybetme hareketi. Bu yolla bir yönde dönülür.<br /> <strong>Rakkas</strong>: Kumanda iplerini sırayla sağ-sol-sağ… diye çekerek paraşütü bir sağa bir sola salındırarak yapılan irtifa kaybetme hareketi. Budak atmaya oranla daha fazla irtifa kaybı olur.<br /> <strong>Stall</strong>: Paraşütün iki kumanda ipine birden asılarak paraşütü geçici olarak kapatma hareketi. Bu hareket esnasında neredeyse serbest düşüş kadar hızlı irtifa kaybedilir. Her paraşütte yapılamaz. Ancak mukavemeti yüksek öğrenci paraşütleri bu hareketi kaldırabilir.<br /> <strong>Kapı çıkışı</strong>: Uçağın kapısından çıkma pozisyonu. Öğrencilerin bir üst aşamaya geçmesi için çok önemlidir. Serbest düşüş pozisyonunun aynısıdır.<br /> <strong>Balık çıkış</strong>: Kapı çıkış pozisyonu. Adı üstünde uçaktan kafa önde “balıklama” çıkılır. Kapı çıkışı düzgün olmayan birine yaptırılmaz.<br /> <strong>Çıkış açış</strong>: Kapıdan çıkar çıkmaz paraşütü açmaya denir.<br /> <strong>Delta dalış</strong>: Serbest düşüş esnasında aşağıdaki sf grubuna yetişmek için kullanılan dalış yöntemlerinden biri. Serbes düşüş pozisyonu gibidir ancak eller yanda birleştirilir.<br /> <strong>Trek dalış</strong>: Serbest düşüş esnasında sf grubundan uzaklaşmak için yapılır. Yere parallel durumda eller yanda birleştirilir omuzların arasına hava sıkıştırılacak biçimde vücut şekillenir. Bacaklar düz olmalıdır.<br /> <strong>Bomba dalış</strong>: Tam altınızdaki sf grubuna yetişmek için kullanılan dalış metodu. Eller yanda durur. Bacaklar düzdür. Kafa üstü maksimum hıza çıkılır.<br /> <strong>Deklanşör</strong>: Paraşüt açma mekanizması. Ana paraşütten önce harness içine yaylı bir kılavuz paraşüt yerleştirilir. Harness kapatılır ve ucuna deklanşör eklenir. Deklanşör çekildiği anda yaylı kılavuz paraşüt fırlar ve ana paraşütü çeker.<br /> <strong>Mendil rasıt</strong>: Kılavız paraşüt. Üst düzey öğrencilerin kullandığı kılavuz paraşüt. Mendil, harness içinde durmaz. Bacak kolonundaki cebinden çekilir.<br /> <strong>Altimetre</strong>: Yükseklik göstergesi. Genelde ft. cinsinden olur.<br /> <strong>Ampul</strong>: Paraşütçü argosunda yüksek irtifaya rağmen çıkış açış yapan kişiye denir.</span></span><span style="color: #000000;"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Paraşüt malzemeleri satış yerleri&gt;&gt;&gt;&gt;<br /> </strong></span></span><br /> </span><span style="color: #33cccc;"><strong>http://www.askermekani.com</p><p>http://adospor.com/index.php?option=&#8230;d=32&#038;Itemid=45</p><p>http://www.alpinist.com.tr/</p><p>http://www.daghdash.com/</p><p>http://www.efehavacilik.com.tr/</strong></span></td></tr></tbody></table></div> ]]></content:encoded> <wfw:commentRss>http://www.yeniodev.com/parasut-yapimi-parasut-yapiminda-kullanilan-malzemeler.html/feed</wfw:commentRss> <slash:comments>0</slash:comments> </item> </channel> </rss>
<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Minified using disk: basic
Page Caching using disk: enhanced

Served from: www.yeniodev.com @ 2012-05-20 07:39:33 -->
